Her sabah öyle ışıl ışıl doğuyordu güneş, her sabah aynı gökkuşağı oluşuyordu şelalede, her akşam uzaklarda karlı doruğu görünüyordu ulu bir dağın, erguvan rengi, alev alev yanıyordu. ‘Kızgın güneşte çevresinde dolanıp duran sinek bütün bu şölenin bir üyesiydi: Bu şölende yerini biliyordu, seviyordu bu şöleni, mutluydu.’Her otçuk boy atıyordu, mutluydu! Her şeyin bir yolu vardı ve hepsi o yolu biliyordu. Şarkı söyleyerek gidiyor, şarkı söyleyerek geliyorlardı. Bir tek o, insanları da, sesleri de bilmiyordu, anlamıyordu, yabancıydı, dışlanmıştı.
Sayfa 536 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Bir şey sorabilir miyim size prens, ne dersiniz, dünyada hırsız olmayanlardan çok hırsız olduğunu, bir kez olsun çalmayan dürüst bir insanın olmadığını düşünürken yanılıyor muyum?
Sayfa 185 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu