“Okuma, içimizdeki meçhul âlemin kapılarını açan bir anahtar.”
Okumaya henüz bu cümle ile başlarken fark ediyor insan ne kadar doğru bir kitapta olduğunu. Okuyup da size ne kattığını bilmediğiniz bir çok satır gün yüzüne çıkıyor Okuduğun Kadarsın ile. Okuma eyleminin her bir perdesinin tek tek ele alındığı bu eserde insanın neden okuması gerektiği, nasıl okuması gerektiğini, okumanın hayatımızın neresinde olması gerektiğini… Kısacası okumanın hayatın takendisi olduğu son derece somut örneklerle ispatlamış bir yapıt.
Okumak mutluluktur, okumak zenginliktir, okumak cesarettir, okumak itibardır vs. şeklinde bir çok başlık altında hayatın her noktasında okumanın bir parçasının olduğu çok güzel bir şekilde dile getirilmiş. Dolayısıyla eseri titizlikle ele alıp her başlığı ince ince işledikten sonra kitap okumaya olan bakış açısında inanılmaz bir gelişmeye sebebiyet veriyor yazar bizlere.
Özellikle kitap okuma hevesi olup da ne amaçla okuduğunu bilmeden kitaplardan ne alınması gerektiğini bilmeden okuyup yorulan zihinler için kesinlikle tavsiye edilebilecek bir eser. Ayrıca dini bütünlüğü ile tasavvufun da eksik olmadığı satır aralarını da ele almak gerekir.
Ben niçin okumalıyım sorusunu sık sık sorduran kitabın incelemesini kitaptan şu cümle ile bitirmek isterim:
“Okuma işimizi ciddiye almalı ve ona kalite kazandırmalıyız. Çünkü bu kalite bize yansıyacaktır doğrudan.”
Ruh, kendisini, maddesine yerleşme içindeki alaca karanlıkta bile hassas antenli yaratılışlara ifşa eder.
Belki de ilk alacalığından sonra, akıl abajuru içinde yarı sönük kalacak ve ışığını gizleyecek olan ruh,
gerçek pırıltısını ölümden ötede gösterecektir.
O, zaman üstü bir keyfiyettir; ve ayaklar zaman
prangasına vurulunca, yine, zaman, mekân, düşünce
ve kelime üstü mahiyetini yaş haddi tanımadan muhafaza etmekte...
Onun içindir ki, kundaktaki çocukla yataktaki ihtiyara ait ruh aynı yaşta...