Kitabın son paragrafında yazar şöyle diyor: “Bu, nikbin devirlerin masalları gibi, kırk gün kırk gece süren düğünlerin sevinciyle bitmiyor. Biz onlardan çok uzağız. Onlar kadar sevmiyoruz, kendimizi vermiyoruz, şüphe ve tereddüt ediyoruz.” Tereddüdün pençesinde mutlu olmak cidden zor kitapta da bunu yeterince görüyoruz. Kitap aslında roman içinde roman bir otel odasında başlıyor sonrasında kitabı okuyan Mualla ile kitabın yazarı hakkında geçenler olarak okuyoruz yaşananları. Ancak sonradan bir Vildan giriyor sahneye. Bence kitabın ana karakteri de kesinlikle Vildan. Ne istediğini bilmeyip hep bir tereddüt içerisinde çünkü. Duygularından ne kadar emin bilemiyor, ne yaparsa mutlu olur hiç emin olmuyor olamıyor. Sonunda ne oluyor ne bitiyor okuyanlar ve okumaklar isteyenler okuyup öğrensinler lakin şunu söylemekte fayda var. Ne istediğinden emin olmayıp hep bir ikilemde kalıp yaşamak, yaşamak değil bence. Kitaptan kendimce çıkardığım derste bu. Sanırım hayatında tereddütü çok yaşayan biri olarak Vildan’ı biraz kendime yakın da hissetmiş olabilirim. Son olarak ruhi tahlilleri okumak size keyif veriyorsa kesinlikle okuyun derim. Yalnız ağır ağır okumakta fayda var bir solukta okumak çokta iyi bir fikir olmayabilir.