Divanına bakılırsa Yunus, Mevlânâ ile buluşmuş, meclisine ve semaına girmiş. Hattâ bir rivayete göre Mevlânâ, Sakaryalı dervişe “Mesnevi”sini okumuş, o da hürmetle dinlemiş fakat kitap bitince “Hazret, güzel, çok güzel söylemişsin ama sözü biraz uzatmışsın! Ben olsam:
Ete kemiğe büründüm
Yunus diye göründüm.
der, keserdim” demiş.
Bir adam... tutmuş yüzünü uzun yağmurlara
Bir kadın... kendi kuyularında ıslak ve hüzünlü Söylüyorsa hâlâ bir incelik türküsünü
Sevgiye inandığından, sevgisiz olduğundandır...
Evlerde bıçak yarası bir ayrılık
Çatılardan camlara akıp duran kırmızı
Her şeyin dokunması insana bu içli saatlerde
Zamanın aldıkları geri dönmediğindendir.