“Babalarını öldürmeyen çocuklar hiçbir zaman büyüyemezler .Elbette mecazi anlamda .Baba ,geçmiş kültürü temsil ediyordu ,eskinin ağırlığından kurtulmak için ,ebeveynlerin ağırlığından kurtulmak mı gerekir demek istiyordu ünlü psikianalist ?
Bu toprakların kültürüne ne kadar da uzak bir önerme … Biz hakiki anlamda babamızı öldürsek bile mecazi anlamda öldüremeyiz .Hep bir baba figürüne ihtiyacımız var .”
Mücadele ve Cenk hayatın özünde var .Bak tabiata! Aslan geyiği yer; dişini de akbabalar didikler, geriye apak kemikler kalır. Zalimdir tabiat .Bakmaz gözünün yaşına.Havada ,denizde ve karada her an her yerde büyük küçüğü ,cabbar çelimsizi yutar . Bu sebepten ki hayatta kalmak için tek kaide var: Hasmından daha kurnaz ve daha kudretli olmak ! Başın omzunun üstünde dursun, kalbin göğüs kafesinde atsın istiyorsan , dövüşceksin .
Bu kadar basit.
Başarıya alışkın insan zanneder ki ilelebet muzaffer ve zengin kalacak .Ve her mağlup zanneder ki ömür boyu belli doğrulmayacak .
Halbuki ikisi de yanılır .Şu fani dünyada rüzgâr çabuk yön değiştirir. Hüznü de neşeyi de ,zaferi de yenilgiyi de , hiçbir şey kalıcı sanma .Bir de bakmışsın galip güçten düşmüş ,zayıf palazlanmış .Allahın görünmeyen sureti dışında her şey her an değişime tabiidir.

“Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi , yoksa dünyevi , semavi ya da cismani mi diye sorma ! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur .
Başlı başına bir dünyadır aşk .Ya tam ortasındadır merkezinde , ya da dışındasındır, hasretinde.”