Korku Spoiler içerir Stefan Zweig !!!!!
Kocasını aldattığı için başka bir kadın tarafından tehdit edilen parası istenen varlıklı bir kadının hisleri, özellikle korku duygusu etrafında şekillenen hisler anlatılmaktadır. Bu karakterimizin adı "Irene" dir. Irene; soylu,zengin, evli ve iki çocuk annesidir. Hayatı o kadar düzgün bir işleyişteki bu düzgün sağlıklı işleyiş artık onu rahatsız etmeye başlıyor. Kendisini heycanlandıracak, hayatını yeniden canlandıracak olaylar arayışına giriyor. Beklemediği zamanda bir piyanist genç adam ile gizli ilişkiye başlıyor. Her gizli buluşmalarının dönüşünde içinde bir korku beliriyor. Bir gün yine gizli buluşmalarının dönüşünde yine içine o korku belirdi. Tam evden çıkarken bir kadın ile çarpışıyor ve o kadın piyanist genç adamın sevgilisi olduğunu, Irene gibi soylu kadının başına bir şey gelmiyeceğini ve olanın ona olucağını söyleyerek laflar savurmaya başladı. Irene o kadar korkup tedirgin oluyor ki oradan hemen ayrılabilmek için kadına para verip uzaklaşıyor. Evine döndüğü zaman içini bir huzur, mutluluk kaplıyor çünkü hayatının içinde bulunan güvenli bir alana geçiş yaptı. Korku duygusunu yaşatan ortam, kadın başka yerde kaldılar. Irene, eve dönüp güvenli alanına çekildikten sonra bir süre huzurun keyfini çıkarır. Ancak piyanist genç adamla olan ilişkisini sona erdirip erdirmemesi gerektiği konusundaki kararsızlık onu içten içe kemirmeye başlıyor. Özgürce yaşadığı anların getirdiği heyecan, hayatındaki düzenli ve öngörülebilir rutine karşı duyduğu huzursuzlukla çatışmaya başlıyor. Roman, psikolojik analizlerle karakterin iç dünyasını açığa çıkarmaya çalışarak devam etmektedir. Irene'nin korkusu, hem yaptığı gizli ilişkiden kaynaklanan suçluluk duygusundan hem de toplumsal statüsünün getirdiği beklentilerin yarattığı baskıyla bir
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Italo Calvino Yoğun bir anlatıma sahip postmodern kitap olan "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu"yu okumaya başlarken bazı şeyleri anlamlandırmak zor olacaktır. Yazar bir yandan senle konuşurken bir yandan olayları sürdürmektedir. Birçok öykünün birleşiminden oluşmaktadır kitap. Ama bu birleşim nasıl mı? Hepsinin girişleri var ama sonuçları yok. Zaten kitapta bu konu üzerinde şekillenmektedir. Bizleri alışılagelmiş romanların giriş gelişme ve sonuç ksımlarından çekerek farklı bir anlatım tarzına kavuşturmaktadır. Hepimiz okuduğumuz romanlarda bir son bekleriz ya da bekletiliriz. Buna karşılık kitapta şu yanıt ile karşılaşırız: "Siz her öykünün bir başı ve sonu olması gereketiğine mi inanıyorsunuz?" Her olayda bir mutlu ya da kötü son mu beklememiz gerkiyor gerçekten. Belki de onun sonu bir hiçliktir, belirsizliktir...
Olaylar bu şekilde sürüp giderken kitabın son kısmında zihninizde yankılanan sorular ve düşünceleriyle baş başa kalırsınız. Belki de Calvino'nun asıl yapmak istediği şey budur: Sizi okuyucu koltuğundan öğrendiği hikayenin bir parçası haline getirmek. Bu nedenle sonda belki isteyeceğimiz sonu tahmin edip yazarak bizleri tatmin etmek istemiştir. Kitabın dikkatli okunması gerektiğini düşünüyorum. Bir detayı kaçırdığınızda bir sonraki olayı, durumu anlamlandırmakta zorluk çekebilirsiniz. Eğer farklı tarz bir kitap arayışındaysanız bu kitap sizi mutlu edecektir. Okurken "okuma" eylemini sorgulatan eserler nadirdir ve bu roman, bu nadirlik içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bir roman okuyucusuna bu kadar çok şey katabilmek, hem edebi hem de düşünsel bir başarıdır. Yani kısacası Calvino'nun anlatımı sadece hikaye değil, aynı zamanda bir