"Kimse bir baş soğanın kıymetini bilmiyordu.
İnsanlar ne ölene eskisi gibi üzülüyor, ne de doğana eskisi gibi seviniyordu. Hasretin de gurbetin de tadı kaçmıştı. "
"Su sesi vardı.
Şu oturduğum toprak, sırtımı verdiğim kayalar vardı. Akşamın alacasında mordan laciverde dogru tüllenen gökkubbe vardı. Çalılar, bodur meşeler, Ortayokuş'un yamacında birkaç ihtiyar ardıç vardı."