Talha Kurt

Talha Kurt
@_talhakurt
Düşünceler de insanları iyileştirebilir.
Kendimize benzeyenleri arayıp bulmak isteriz. Bize benzemeyenler bizi tedirgin eder. Onlarla iletişim kurmak istemediğimiz gibi, bunu nasıl yapacağımızı bile bilemeyiz. Ne var ki kendi sürümüzün içindeki beraberlik, aynılığın yinelenişidir, bitmeyen bir nöbetin tekrarıdır. Teklik düzenini empoze ederiz. Herkesin aynı biçimde düşünmesini ve davranmasını isteriz. Biraz bireysellik, benzersizlik gösterenlere tahammül edemeyiz.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çocuklar, yaklaşık altı yaşlarında takım oyunları oynamaya başlarlar. Oyun bir çeşit tiyatrodur, bir eğlence biçimidir; iyi vakit geçirmek, eğlenmek için oynanır. Ancak, oyun oynamayı öğrenirken çocuklar aynı zamanda taraf seçmeyi de öğrenirler. En popüler oyunlar, içinde tarafların olduğu oyunlardır. Çocuklar çoğu zaman, taraf seçmeye, oyunun kendisinden daha büyük önem verirler. Hatta, oyunun taraf seçilsin diye yaratıldığı bile söylenebilir. Kimin kimi seçtiği ve kimin kim tarafından seçilmediği, bir çocuğun yaşamında dramatik önem taşıyan olaylardır. Böyle seçimler kavgalara, kıskançlığa, saldırıya, hüsrana uzlaşmacı davranışlara, acımaya yol açar. Tüm bu taraf seçme oyunları da, çocuğun toplumsallaşma sürecinin bir parçasıdır. Çocuk, daha yetişkin bile olmadan, totaliter toplumun çok önemli bir parçası ve temsilcisi haline gelir. Yetişkin olduğunda da bu oyunların konusu değişir sadece. "Onlara karşı biz" paradigması, sınıflar, ulusal devletler ve dinler boyunca devam eder.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Ana babalar genellikle, çocuğu totaliter bir seçimle karşı karşıya bırakan ilk kişilerdir. Bazen birlikte, bazen birbirlerinden gizli olarak çocuğa sorarlar: "Anneyi mi daha çok seviyorsun, babayı mı?" Sormadıkları zaman da, çocuğun davranışlarından küçük ipuçları elde etmeye çalışırlar. "En çok kimi seviyorsun?" sorusu da yavrular tarafından benimsenir ve genelleştirilir. Çocuk da zihnen bu hiyerarşik yapıyı benimser ve anası ile babasının, kardeşlerinden hangisini daha çok sevdiğini düşünmeye başlar. Ana babaların çocuklarına sormaktan çok hoşlandığı bir başka soru da, "Beni ne kadar seviyorsun?" ya da "Göster bakalım beni ne kadar seviyorsun?" dur. Böylece, daha en küçük yaşlarında birey, sevgisinin bölünmesi ve metalaştırılması ile tanışmış olur.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Daha çocukluktan başlayarak, bireyin gelişimi kesintisiz bir seçme zorunluluğuna bağlanır. Bireyden seçim yapması istenir; seçmek suretiyle de birey tutsak olur ve özgürlüğünü yitirir.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Birçoğumuz, doğru karara varıp varmadığımızı düşünür ve durumu yeniden ele alırız. Bu açmaz yüzünden bu kez de başka bir stresle karşı karşıya kalırız; çünkü bize taraf değiştirmenin kötü olduğu ve güçlü bir insanın verdiği kararda direnmesi gerektiği öğretilmiştir. Ayrıca, hoşnutsuzluğumuza rağmen, sırf yeni bir stresten kaçınmak için yaptığımız seçime bağlı kaldığımız da çok olur.
Sayfa 117·Kitabı okudu