“-Geliyorum kızım!..”
Refikam mektubunda beni bermutad (her zamanki gibi) teşci’ ediyordu. Fakat kızımın resmi beni çıldırtmıştı.
Hayır! Artık ben buralarda duramazdım. Kaçmakta tehlike bile olsa yine göze alacaktım. Hamburg’da mücadeleye muhakkak dahi olsa buna kendi arzumla atılacaktım. Kabil olsa Bahr-i Muhitleri yüzerek geçmek istiyordum. Bende artık başka heyecan kalmamıştı. Kucaklanmağa, öpülmeye ve sevilmeye layık olan yavrum, bunlardan mahrum olarak büyümemeliydi. Tekrar bağırdım:
“-Bekle kızım, geliyorum!”