"Sesini unutmaktan korkuyorum Özgür. Seni unutmaktan korkuyorum. Senin öldüğüne inanmaktan korkuyorum. Ama aynı zamanda ölmediğini bilmekten de korkuyorum. Çünkü eğer ölmediysen... Çünkü eğer yaşıyorsan ve..." Cümleyi tamamlayamadım. "Keşke ölümle yaşam arasında bir yer olsa da orada olsan. Ve çıkıp, 'Aptal balık, ben oradaydım. Hiç mi aklına gelmedi?' desen... Ben de sana ne kızsam ne üzülsem... Sadece sana sarılıp bu berbat geçen iki yılı unutsam." Telefonun diğer ucu sessizdi. Her zamanki gibi. "Ama mümkün değil, değil mi?" diye sordum acı bir gülümsemeyle. "Öyle bir yer yok. Ya da sen başından beri o yerin ta kendisiydin. Öldürmeyen ama yaşatmayan..." Tuttuğum gözyaşlarım birden yanaklarımdan boşalmaya başladı.