Mekan ve zaman farkeder mi mutlu olmak için, eğer gerçek huzur yoksa insanın içinde. Ve dahi neden hayatta olduğunun farkına varamamışsa bir kimse, aldığı nefesler ziyân olmaz mı? `
• Üç arkadaş, her biri ayrı istikamette yol alsada zamanı gelince yanan gönülleri, yandıkları yere doğru yol alıyor. Biri köyde imamlığın yorgunluğunu atmak için, bir diğeri öğretmenliğin ve hayatın yorgunluğunu üzerinde daha fazla taşıyamayınca, çocukluğunda kestirip attıkları mekanın kokusu burunlarının direklerini sızlatır hale geliyor. Ve geç olsada düşüyorlar o kokunun peşine... `
İşte bu kitap insanın gerçekliğini bulmasına sebep oluyor. Anlatımı cümleleri öyle içten ve çarpıcı ki, insanın iç sesini gerçek nidalarla yansıtıyor. Okurken hem gülümsedim, hem de farkında olmadıklarımın farkına vardım...
Bir insanın hayatında aşk yoksa neye tutunup nefes alacak? İşte Kafka'nın Milena'yla tanışması ve sonrasında yazdığı sevgi dolu mektuplar. Bu mektuplar hem sıradanlığı taşıyor hem de ulaşılmaz bir aşkın denizinde yüzerken; nasıl boğulmadan hayatta kalabilirim, bu güzelliği daha fazla nasıl yaşarım cümlesinin anlamını. Öyle anlam dolu ve naif ki o kelimeler adeta yaşıyorsunuz okurken. Ayrıca Milena'nın evli olması ve Kafka'nın nişanlı olması onları bir araya getiremiyor. Aşkları sadece o sıcacık cümlelerin içinde eriyip gidiyor, adeta hastalıktan yok olan bedenleri gibi... Sonrasında ise o sıkıca tuttukları dalda kırılıyor, yüreklerinin sesini duyan yalnızca kendileri oluyor..