Tuğba Bal

Tuğba Bal
@_tugbabal
89 okur puanı
Ocak 2016 tarihinde katıldı
9/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2018 35. kitabı
Satranç Stefan Zweig'in ölmeden önce kaleme aldığı bu güzel kitap, bizi pek çok duygunun içine hapsediyor. Yalnızlık duygusuyla bütünleşen hiçliğin insana yaptırdıkları nelerdir ? İnsanın çabaları ne gibi sonuçlar doğurur ? Ve bu sırada yakalandığı hastalıklı duygular neler olabilir ? Bir başarı elde etmek tüm başarısızlığı yok eder mi ? Gibi soruların cevabını bulacağınız psikolojik bir kitaptır Satranç. Kitaptan biraz bahsedececek olursak; Eser, New Yok'tan Buenos Aires'e yolculuk yapmakta olan bir gemide geçmektedir. Anlatıcı, raslantı sonucu dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic ile karşılaşır. Anlatıcının kendisi de sıradan bir satranç oyuncusudur. Ve yine raslantı sonucu bir zamanlar usta satranç oyuncusu olan Dr.B'nin hayatına dahil olacaktır. Mirko Czentovic, dünya şampiyonu olduğu için kimsenin satrançta onu alt etmesi düşünülemez. Ama bir istisna mevcuttur. Tanınmayan Dr.B.. ' Anlatıcı Dr.B'nin hayat hikayesini dinler. Psikolojik işkence altında olan Dr.B, neler yaşamıştır ? Yaşadıkları onu nasıl satranç oynamaya itmiştir ? Ve dünya şampiyonunu dahi altüst edecek seviyeye nasıl gelmiştir ? Yaşadıkları onu bu noktaya nasıl getirmiştir ? Kitapta var olan özü, yalnızlık kavramının derinliğini ve duyguların her insanda farklılık yarattığını okurken kavrayacaksınız. Kitapta üç türden insan anlatılmaktadır birincisi bencillik bataklığına bulaşmış, gözü yüksekte olup kendinden başkasını görmeyen insanlar. İkincisi; hiçliğin kuyusuna düşmüş çırpınırken, çabaları sonuç verip dışarıya çıkan ama hayata tutunmayı başaramamış insanlar. (Çünkü o hiçlik onu zehirlemiştir) Üçüncüsü; ikisi arasında hayata tutunan bir o yana bir bu yana sürüklenen insanlar. Ama bu insanlar en şanslısıdır. Ne zaman nerede duracaklarını iyi bilirler. Yeter ki hiçlik duygusunun esiri
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Reklam
9/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
Entelektüellerin Hurafeleri her cümlesiyle beni benden alan bir kitap oldu. Gerçek dünyamıza dokunuyor olması buna en büyük etkendir. Peki bu dünyamızda nelere yer veriyoruz, neleri görmezden geliyoruz ? Sustuğumuz veya susturulduğumuz pek çok düşüncenin, daha doğrusu düşünceden de öte yaşam biçimi haline getirdiğimiz her davranış, bizi biz olmaktan çıkararak başka boyutlara sürüklüyor. Batının kölesi olduğumuz kadar doğuyu da kendimizin kölesi ilan ediyoruz. Yaşam biçimimizi öyle değiştirdiler ki, kendimizi tanıyamadan başkaları olmaya çalışıyoruz. Ya da kendimizi öyle iyi tanıyoruz ki, başkalarını tanımaya fırsat vermiyoruz. Bencillik duygularıyla örselenmiş bir beden, hırslarının peşinde koşarak bir başarı elde etmişse, sonraki fikirleri başarısız olsa dahi kendini insan tahtının en üst seviyesinde görecektir ve bu hislerini etrafındaki insanların da ona karşı hissetmesini ister. Oysaki çıkmış olduğu taht kibir tahtıdır. Bu gurur verici kibrinden geriye, akıllı gibi görünen boş bir beyin kalır. O boşluğu ise insanoğlu gereksiz şeylerle doldurmaya devam eder. Kitabın son sayfalarına yaklaştığımda, değişen bunca yaşama rağmen, Batılılaşan hayatımıza rağmen, Batıdan gelen bazı hayatların da bizleşmesi gurur vericiydi. Hayatı yaşadığımızı sanarken, değerlerimizin kıymetini bilemezken, Jerry Ricks: 'Burada ne olduğunu öğrenmem lazım' demişti ve onun gibi adamlar, bizim zor bela ayakta duran insanlığımıza kıymet veriyor. Bir 'kardeşim' kelimesi dahi gönlüne dokunabiliyorken, kendi insanımıza ne söylesen kâr etmiyor. Çünkü çıkmış oldukları bencillik tahtından, insan gibi yaşamaya çalışanları duyamıyorlar, duymak istemiyorlar ! Bu değerli kitabı okuyun, okutun.
Entelektüellerin Hurafeleriİbrahim Paşalı · Profil Yayıncılık · 2013662 okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
Merhametli Ölüm / Kendra Elliot "Hayatta kalmanın tek yolu merhamet göstermemek!" Kitabı tamamen bitirdiğimde bu cümlenin daha da anlamlı olduğunu anladım. Polisiye aşığı olarak Merhametli Ölüm kitabını çok sevdim. Bir sonraki sayfayı merakla çevirerek okudum. Heyecanım ise, olayların içine kendimi hapsettiğimde başladı. Mercy ve Truman romanımızın ana karakteri. Eddie, Levi, Rose, Pearl, Kaylie, Lucas, Mike ve diğerleri. Bu kitapta; cinayete kurban gidenler, sırlar ve korkular, özlemler ve aşklar ve daha fazlası var FBI özel ajanı olan Mercy Kilpatrick, bir zamanlar terketmek zorunda kaldığı Eagle's Nest kasabasına işi sebebiyle geri döner. Burası herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabadır. Bu yüzden tanınıyor olmaktan endişe duyar. Lakin kaçtığımız şeylere nedense daha çabuk yakalanırız. Mazide yaşadığımız kırıntılar korkularımızla daha çabuk gün yüzüne çıkar. Peki Mercy'nin korktuğu şey başına gelecek mi ? Kıyamet Hazırlıkçılarının bir bir öldürülmesi sonucu, bunu kimin neden yaptığını bulmak Mercy'nin o kasabaya gelmesindeki asıl sebeptir. Mercy'nin mazide ailesiyle yaşadığı kırgınlıklar da, Onun kasabaya dönmesiyle gün yüzüne çıkacaktır. O bölgenin Polis şefi olan Truman Daly ise, içlerinde amcasınında olduğu kurbanların katilini/katillerini bulmak için Mercy ve ekibiyle çalışacaktır. Olay yerlerinde bulunan ipuçları ise, 15 yıl önce Mercy'nin kasabayı terk etmek zorunda kaldığı o sırrın fitilini ateşler. Romanın heyecanlı yeri işte şimdi başlıyor. Aslında her şey, sırrın sır olmadığını öğrendiğinizde başlayacak. Ve yaşanan her anın, o an yaşanmış olmasının bir sebebi olduğunu anlayacaksınız.
Merhametli ÖlümKendra Elliot · Salon · 201856 okunma
8/10
·280 syf.··
2018 31. kitabı
Kentin Hayaletleri, aslında yaşayan ama varlığını hissettiremeyen kimselerin romanı ve aynı zamanda kendi benliğimizden parçalar bulabileceğimiz bizlerin romanı. Kitap bana öyle farklı geldi ki yazara ve yazdıklarına hayran kaldım. Kartoncu Murat, Refik, Hamit Ağa, Çingene, Erkan, Coşkun ve pek çok karakterin yaşamından izlere şahitlik ediyorsunuz. Okurken kendinizi bir yerlere koyuyor ve hatırı sayılır bir özlemle kelimelerin arasında yaşıyorsunuz. Yazar aynı zamanda kahramanlarla konuşuyor; Ağaçla kuşla, Kartoncu Murat ve Hamit Ağa'yla. Pek çok eserde yazar kahramanlarıyla konuşur. Ama bu eser bana bambaşka güzel hisler bıraktı. Aslında hepimiz hayaletleriyiz bu kentin. Kitapta çokça varlığını hissettiren, aşk ve ölümlerle kavuşma ve ayrılıklarla zamanımızı geçiriyoruz. Kimimiz bir mutluluğun peşinde koşarken, kimimiz mutluluğun kıymetini bilmiyoruz. Ve tekrarlanan 'ne tuhaf' cümlesi yaşantımızı özetliyor. Hayat ne tuhaf... Yaşantımız hatıraların içinde gezindiğimiz gerçeklerle dolu. Gerçekliğimiz de gelecek günlerin hatırası...
Kentin Hayaletleriİnan Palancı · Hiç Yayınları · 201810 okunma
7/10
·344 syf.··
2018 29. kitabı
Bağdat'ın solmaya yüz tutmuş çiçekleri, tekrar açmak için can atıyorlar. İki aileyi ve etrafında gelişen olayları konu alan bu kitap, savaşın izlerinin hayatlarını nasıl etkilediğini anlatıyor. Bir baba çocukları için ne ister ? İstediği helal bir rızık, huzurlu bir yuva ve gülümseyen evlatlar değil midir ? Öyleyken bunları gerçekleştirmek bazı şartlar altında imkansız hale gelebiliyor. Hele ki savaşın içinde yaşamaya çabalarken. Yıllardır ekmeğini gerekirse taştan çıkaran insanlar; bir savaşın getirdiği acıyla, dükkanları yerle bir edilirken, yürekleri kor ateşlere düşürülürken, aileleri bir bir hayatını yitirirken, nasıl olur da eskisi gibi hayatına devam edebilir ? Bir iz bir sızı kalmaz mı içlerinde ? Elbette kalır ve o kalıntılarla hayatlarına yine de devam etmek için çabalarlar. İki aile babası biri gömlekçi dükkanında gömlek satıyor. Her geçen gün patlayan bombalara ölen insanlara rağmen umutlu, yeni günün yeni güzellikler getireceğine inanıyor. Başka ne yapabilir ki hayata karşı, umut olmadan nasıl tutunulabilir ? Diğeri ise zamanında orduda görev almış, şimdi ise öğretmenlik yapıyor. Ama onun hayatı büyük bir sınavdan geçiyor. Önümüze sunular seçenekler bazen o an mutlu olmamızı sağlasada sonu çıkmazlara saptırabiliyor bizi. Ve bu çıkmazlara saparken yanımızda onlarca insanı sürükleyebiliyoruz. Aadil de aklının kurbanı ediliyor. Ailesi için göze alıyor her şeyi. Bazı hayatlar aynı yolda kesişirken, bazı hayatlar buluşamadan ayrılıyor. Bazıları yaşarken, bazıları yok oluyor. İşte bu kitapta savaşın getirdiği izlerle yaşamaya çalışan, hayata tutunan hayatlar var.
Bağdat'ın Solmuş ÇiçekleriBruce Lyman · Sonsuz Kitap · 2016543 okunma
Reklam