Napoli gibi,saraylarla, gürültülü ile heyecanla,hayatla dolu büyük bir şehir hayal ediyordum...Hayallerim çok büyüktü.Sonradan anladım ki insan bir zindandan bile güzel bir hayat kaynağı bulabilir.
Işkence edilen bir adamı düşünün.Her tarafı yaralar içinde,bir an geliyor fiziki acılar,ruhsal acıları bastırıyor.Bu durumda en büyük işkence,yaralar değil de manevi işkencedir.
Korkudan ağlayanlar kimlerdir bilir misiniz? Küçük bir çocuğun ağlayabileceğini.Anlıyorum ama... büyük bir adamın,o zaman kadar gözyaşını saklamış kırk beş yaşında bir adamın gözyaşı dökmesini anlayamıyorum.Acaba o sırada insanın içinde ne fırtınalar eser?Ne gibi korkular içinde kıvranıyor?
İnsan bir sürüyü takip etmiyorsa ya da aynı düşünmüyorsa suçlu mudur? Ağlamak bir gün karşınıza ağlamadınız diye silah olarak çıkar mı?
Kitap oldukça mükkemmel bir kitap.Farklı olan bir insanın nasıl dışlandığını Annesinin ölümünden duygusuz olup ağlamamasını cinayetle ilişkilendirilmektedir.Peki gerçekten duygusuz olmak suç muydu olmayan bir çocukluk hayatan her şeyden umursamaz tavırlarla takınmak çok yaşanmışlığın mı yoksa yaşanmak istemeyip umutsuzluğun mu göstergesidir diye yaratıyor dünyayı yazar rüzgarla hafif içimizdeki bilinmezliği aralıyor.Kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ederim kendinizden yer yer kesitler bulacağınızı düşünüyorum.Okuyan herkese iyi okumalar dilerim.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma