Değişmeyen, geçmeyen, eskimeyen hakikat sistemini bırakıp geçici, aldatıcı olanın peşinden koşmayı yeğledi kimi zamanlar, kimi çağlar insan. Bu kolayına geldi de ondan. Ruh tembelliğinden ruh cimriliği ve pintiliğinden.
Hristiyanlığa sımsıkı sarılı olan kollarını açıyordu, gevşetiyordu Batı ama, bu sefer hristiyanlığın ona tutunmasına, sarılmasına ses çıkarmıyordu. Ölüme yüz tutmuş yarı canlının tam canlıya karşı ölüden medet ummasıydı Rönesans.
Müslüman, derinleş....
Senin derinliğinden topluma bozbulanık öyle bir cemre düşsün ki, gözüyle görmese, kulağıyla işitmese, eliyle tutmasa bile gerçeğin var olduğunu, kubbelerde çınladığını, kemerlerde bir örgü olduğunu duysun ve sezsin insan.
Müslüman, şuurlaş. Çileleş ve şuurlaş....
Komünizmin senin insanını eritmek için nasıl arılar ve karıncalar gibi çalıştığını gör ve bu ağı parçalamak için şuur kılıcını keskinlet.
Müslüman, birleş. Bir tek el, bir tek gövde ol. Bir tek şuur ör. Sımsıkı birliğe ermeden, lâmban yanmaz.
Müslüman, İslâm'ı öyle sağ ve diri, canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin.