Hep inan mucizelere, "Bir gün mutlaka"lara inan. Öyle abuk subuk şaşkınlıkların, hayretlerin var ya, hani pek de komik bir şey yokken gülmekten yerlerde kıvrandığın anlar var ya, daha çok olsun.
İnsan kendi hatalarına kördür. Büyük yanılgılar ne sonu gelmez yüzlerle gelir bilmiyorsun, fakat hep ilk bakışta tanıyacağını sanacaksın seni aptal; tekrarlara, "yıkıp yeni baştan"lara düşeceksin.
Düğüm düğümsün. Öyleyse önce içini anla. Belki sana küsmüştür fark et, ne diyor duy, nasıl becerirsin bilmem ama yorul bunun için... kendini sakladığın kuytuların var senin, kendini o kuytularında ara, çünkü insan kendini kıstırdıkça bulur.
Yani ne yazık ki herkes kadar sen de yaşamın sana "ileride'' bırakacakları peşinde ümitle koşacaksın. Varılacak bir yer olmadığını, sırrın "yolculukta" olduğunu hiç mi hiç fark etmeden, herkes kadar işte, belki çoğundan fazla, "şimdiki anın mezarcısı" olacaksın, ne etsen öyle.