Hayatını tümüyle başkalarına adamanın en doğru yaşam biçimi olmadığını, kendini mutlu eden şeylerden tamamen uzak kalırsan ve bütünüyle yalnızlaşırsan yüreğinin kararmaya başlayacağını, kararmış bir yürekle kimseye faydan dokunmayacağını geç de olsa ayırt ettin. Kendi hayatın ile diğer insanlar için yapmak istediklerin arasında bir denge kurmalıydın. Bir başkasına gönül rahatlığıyla öneremeyeceğin bir yolu kendin de yürümemeliydin.
Geçmişimizde bir şeyleri değiştirdiğimizde, bazı hatalardan kaçındığımızda, bize değer katmayan kimi insanı hayatımızdan uzaklaştırdığımızda, domino taşı etkisiyle yaşanacak zincirleme olayları asla öngöremeyiz. Belki bazı acıları, hayal kırıklıklarını yaşamaktan kurtuluruz, lakin karşılığında bugün sahip olduğumuz pek çok güzelliği de kaybedebiliriz.
Çocukken yaşantımızın merkezini oluşturan o keşif heyecanını kaybettiğimizde, artık öğrenmemiz gereken her şeyi öğrendiğimizi, görmeye değecek her şeyi gördüğümüzü düşünmeye başladığımızda, dünyanın renkleri her geçen gün biraz daha solar, eskiden olduğu gibi hissedemeyiz.
O yıllara gidip ona bir nasihatte bulunacak olsam, "Böyle yaşamaya devam et" derdim. Ona "Aman şunları yapma, bak zarar görürsün" demek, daha akıllıca, daha hesaplı ya da temkinli davranmaya yöneltmek onun ruhunu bozardı. Çünkü her hayat biriciktir.