Fakat Olga ona ilk şarkıyı söylediği günden beri rahatı kaçmıştı. Artık eski hayatını yaşayamıyordu. Eskiden ister sırtüstü uzanır, ister duvara yüzünü çevirir yatardı; ister odasında Alekseyev'le oturur, ister Gerasimonoviçlere giderdi. Ne gündüz ne geceden beklediği hiçbir şey yoktu. Şimdi ise saat Olga'nın varlığına veya yokluğuna göre ışıklı ve renkli ya da kasvetli ve renksizdi. İçi içine sığmıyor, durmadan faziyetler, tahminler, şüpheler içinde ecel terleri döküyordu: Bugün onu görebilecek mi, göremeyecek mi? Ne isteyecek? Birlikte olmaktan hoşlanmayacak mı? Bu sorular Oblomov için büyük önem kazanmıştı."Ah yarabbi, ne olur insan hiç bu sıkıntıları duymadan yalnız aşkı duyabilse! Bu ne belalı bir şey! Ateş gibi yakıyor içimi. Rahat yok, kurtuluş yok bundan. Birdenbire içime dolan kaygılar, tasalar nedir? Aşk bir hayat okulu, ama ne zor bir okul!"
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gece aşkla yaralanmış bir fikir gibi hem gamlı hem karanlıktı. Yıldızlar şüphelerin karanlığına düşen gerçek şimşekleri gibi parça parça bulutlar arasında bazen görünür, bazen kaybolurdu.
Şimdi ne oldu biliyor musun? İkinizi kıyaslıyorum. Neden o sen değil? Neden o da senin kadar iyi değil? Onu senden daha çok sevmeme rağmen, o senin kadar iyi değil.