Gelip size zamandan söz ederler
yaraları nasıl sardığından ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden.
Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak,
sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle
yeniden kucaklaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla
başetmek, uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
alır sizden bunların yükünü
o boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.O boşluk doldu sanırsınız.
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.
Gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide o eski ağrı ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
bitmişsinizdir.
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın
şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan.
Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır...
İnsan hayatı sıkıntıyla kederle çepeçevre kuşatılmıştır. Uzaktan bakıpta başımıza gelmesinden korktuğumuz nice sıkıntı burnumuzun dibinde bitebilir. Sıkıntılar insanı değiştirebilir. İşte bu durumun belirleyicisi, yönlendiricisi insandır. Herkesin kahır çekmeden bu dünyadan göç etmediği, etmeyeceği bilindiğine göre nasıl oluyor da hala ümitvar, dürüst, merhametli insanlar mevcuttu? İşte bu kitap bunu anlatıyor. Açlık, sefalet gibi insanın muvazenesini kaybetmesine yol açan büyük sıkıntıların pençesine düşmüş bir insanın bunlarla nasıl mücadele ettiğini anlatıyor. Yaşadığı tüm zorluklar vicdanının sesine sağır olmasına, kötülüğe başvurmasına sebep olmamıs aksine her koşulda doğruluk ve dürüstlükten vazgeçmediği için kendini yüceltmiş bir karakter var. Bu kitabın verdiği en önemli ders de budur: Bu dünyada herkes kendisine verilen mühlet kadar sıkıntılarla dolu bu hayatı tamamlayacak ve en sonunda sonsuzluğa göç edecekti. Mühim olan sonunda acı bile olsa her koşulda dürüstlükten ve doğruluktan vazgeçmemekti.
İnsan deli olmasa bile biraz hassas bir kalbe sahip olabilir, pekâla, öyleleri vardır ki ufak tefek şeyler onları yaşatır da sert bir söz onları öldürür. Ben öyleyim işte.