Zeynep Sena DEMİR

Elhamdulillah! Herhangi bir kimse, herhangi bir zemânda, herhangi bir yerde, herhangi bir kimseye, herhangi bir şeyden dolayı, herhangi bir sûretle hamd ederse, bu hamd ve şükrlerin hepsi, Allahü teâlâya olur. Çünki, herşeyi yaratan, terbiye eden, yetişdiren, her iyiliği yapdıran, gönderen hep Odur. Kuvvet, kudret sahibi yalnız Odur. O, hâtırlatmazsa kimse, iyilik ve kötülük yapmağı irâde, arzû edemez. Kulun irâdesinden sonra, O da istemedikçe, kuvvet ve fırsat vermedikçe, hiçbir kimse, hiçbir kimseye, zerre kadar iyilik ve kötülük yapamaz. Kulun istediği herşey, O da irâde ederse, dilerse meydana gelir. Yalnız Onun dilediği olur. İyilik ve kötülük yapmağı, çeşidli sebeblerle hâtırlatmakdadır. Merhamet etdiği kulları, kötülük yapmak irâde edince, O irâde etmez ve yaratmaz. İyilik yapmak irâde etdikleri zemân, O da irâde eder ve yaratır. Böyle kullardan hep iyilik meydana gelir. Gazab etdiği düşmanlarının kötü irâdelerinin yaratılmasını, O da irâde eder. Bu kötü kullar, iyilik yapmak irâde etmedikleri için, bunlardan hep fenâlık hâsıl olur. Demek oluyor ki, insanlar bir âlet, bir vâsıtadır. Kâtibin elindeki kalem gibidir. Şu kadar var ki, kendilerine ihsân edilmiş olan (İrâde-i cüz'iyye)lerini kullanarak, iyilik yaratılmasını isteyen sevâb kazanır. Kötülük yaratılmasını isteyen, günah kazanır. Bunun için, hep iyilik yapmayı düşünmeli, hep iyilik yapmayı istemeliyiz!
Sayfa 81·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Aşağıdaki şi'r, mevlânâ Hâlid-i Bağdâdînin "kaddesallahü teâlâ sirrehul aziz farisi divanından bir parçanın tercemesidir: AH YAZIK! Ömrüm boş şeylerle geçdi, âh yazık! Yarını hiç düşünmedim, âh yazık! Hep hevaya bina kurdum, şaşkınca, din temeli çürük oldu, âh yazık! Afvi sonsuzdur diyerek, pek azdım, (Kahhar) ismini unutdum, âh yazık! Daldım günâha, yapmadım hiç hayr niçin doğru yoldan sapdım? Ah yazık! Mal için, makâm için hep uğraşdım, sonsuz ni'metlerden oldum, âh yazık! Yol bozuk ve karanlık, önde şeytân, günah ağır, ağlarım hep, âh yazık! Hesab defterimde yok bir iyilik, nasıl kurtulur bu Hâlid? Âh yazık!
Sayfa 80·Kitabı okuyor
İlmsiz birşey olmaz, ilm herşeye başdır, karanlık yollarda o, en azîz arkadaşdır. Ondan sâdık dost olmaz, ondan vefâli yâr yok, herşeyde zarar olsa, onda aslâ zarar yok. İlm, ucsuz bucaksız, bir ummânı andırır, ilmden başka herşey, insanı usandırır. Nasıl kıymetli olmaz, Allah onu övüyor, bak! Nebî-yi muhterem, bir hadîsde ne diyor: Ara, her yerde ilmi, o yer ister Çin olsun! İlm öğrenmek farzdır, her mü'min için olsun. Bak! Alî-yülmürtezâ, ne diyor dinlesene, (Köle olurum bana, bir harfi öğretene). Âlimler, şerî'atı, yıkılmakdan kurtarır, âlimler yer yüzünde, zill-i sıfâtullahdır. Mürekkeb-i ulemâ, azîzdir hattâ şundan: fi sebilillah akan, şehîdlerin kanından. Çünki, cihâd-1 ekber, ancak ilmle olur, dâreynde, ilmi ile, âmil olan kurtulur. Alim, zâhidden üstün, zühd, ilmin altındadır, âlimler, âhiretde, nebîler yanındadır. Dime! Cihanda âlim, kalmadı, belki vardır, aç gözünü, kalbinden zulmet perdesin kaldır! Bu dînin âlimleri, hadîsle övüldüler, Beni isrâ'ildeki nebîler gibidirler. Alimlerin bir sözü, yıllarca, bâkî kalır, insanı en alçakdan, bâlâlara kaldırır. Şimdi âlim bulmak zor, o hâlde ne yapmalı? âsâr-1 ulemâyı, durmadan okumah! Kitâb, altun bir kafes, ilm içinde kuşdur, kafesi satın alan, kuşa mâlik olmuşdur. Sarıl kitablara ki, kalbin nûr ile dolsun, önce okuyacağın, Kur'ân-ı kerim olsun!
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Dünyaya niye sarılıyorsun? Bütün dünyâ senin olsa ve dünyâdaki insanların hepsi sana secde etse, az zemân sonra sen de, onlar da toprak olacaksınız! İsmleriniz unutulacak, hâtırlardan silinecek. Geçmiş pâdişâhları hâtırlayan var mı? Hâlbuki sana dünyâdan az birşey vermişler. O da bozulmakda, değişmekdedir. Bunlar için, sonsuz Cennet ni'metlerini fedâ ediyorsun. O hâlde, yazıklar olsun sana ey nefsim! Bir kimse, kıymetli ve sonsuz dayanıklı bir mücevheri verip, bununla, kırık bir saksı satın alırsa, ona nasıl gülersin? İşte dünyâ, alınan saksı gibidir. Onu kırıldı bil ve ebedî cevheri, elinden çıkdı bil ve sana pişmanlık ve azâb kaldı bil!
Sayfa 72·Kitabı okuyor
(Râmûz-ül-ehâdîs)de yazılı hadîs-i şerîfde buyuruldu ki, (Eshâbım için, fakir olmak se'âdetdir. Ahir zemânda gelecek olan ümmetim için, zengin olmak se'âdetdir.) Şimdi âhir zemândayız. Günâh işleyenlerin, fitne çıkaranların, ibâdetlere bid'at karışdıranların çoğaldığı bir zemândayız. Bu zemânda halâlı, harâmı, bid'atleri ve küfre sebeb olan şeyleri öğrenmek ve bunlara uymak ve halâl yoldan kazanarak zengin olmak büyük ibâdetdir. Kazandığı ile fakîrlere ve Ehl-i sünnet bilgilerini yayan müslimânlara yardım etmek büyük se'âdetdir. Bu se'âdete kavuşanlara müjdeler olsun!]
Sayfa 55·Kitabı okuyor