Petrarca bir sonesinde, Yüreğinin nasıl yandığını söyleyebilenin ateşi azdır, diye yazmış. Evet, konuşabildiğine, yazabildiğine, sözcükleri sıralayabildiğine göre, bu muhtemelen kederin küçük ateşidir. Sadece şunu merak ediyorum: Acaba bu sözcüklerin çırası ateşi yatıştırıyor mu, yoksa onu daha da mı harlıyor?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Montaigne, "Keder Üzerine" başlıklı erken denemelerinin birinde, büyük kederin insanı nasıl felç ettiğini, taşlaştırdığım, kelimeleri nasıl aştığım tasvir eder. Ovidius'un anlattığı gibi, yedi oğlunu ve yedi kızını kaybeden Niobe, acıdan böyle taş kesilir, bir kayaya dönüşür.
Kendimi hala buraya demirli bir göçmen gibi hissettiğimi söylemiştim size, siz de, öylesine, laf arasında şu cevabı vermiştiniz: Benim çapamsa gittikçe hafifliyor.
Babam beni pek sevmezdi, diyor bir arkadaşım. Bir bakıma tüm kuşağımızın paylaştığı bir duygu bu. Babalarımız bizi pek şımartmazdı, bu bir gerçek, şımartmak annelerimizin ve büyükannelerimizin ayrıcalığıydı.