Öyle ya, yaşam aslında insanın kendini zincire vurması gibi birşeydir. Yalan. Yalan. Hepimizin sözü hareketi, şu dünyadanen sevdikleri imize bile söylediğimiz her şey koskoca bir yalandır.
erkek olanlarınız bilirler:
Siyaha susamış ceylanın avcısıdır bir gece boyu dinlediğiniz o hiç bilmediğiniz hoş melodiler: şüphesiz büyük göndermeleri vardır ve bir şarkının istenmeden hatırlattığı ama unutulmuş ama hep düşünülen ah o eskiyememiş sevgililer;
Sana bugün bir mektup yazdım:
En çok
En çok güllerden söz ettim
Saydam, renksiz, özgür güllerden
Bir gül olmak korkusundan
Nedenini hatırlamıyorum ama ağladım
Sağda solda yakılıp unutulmuş sönmüş sigaralar
'Canım..' diye başlanılıp
Yarım bırakılmış bir sürü kâğıt parçası
ruh parçası aşk parçası
buğu parçası haz parçası
paramparça içime paramparça bir kış gelmiş biliyor musun ben daima
Kışları saklanırım kan
Kan ödüldür açıkçası
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun kanıma girdin itirazım var
sımsıcak bir merhaba diyecektim
başımı usulca dizine koyacaktım
dört gün dört gece susacaktım
yağmur sönecekti yanacaktı