Bir zamanlar sokak araların da, bayramlar da ya da içimizden geldiğinde, öylesine bir mani söylerdik. Sokakta oynayan çocuklar bile, oyunlarının bir köşesinde, illaki bir mani söylerlerdi. "Elma dersem çık armut dersem çıkma"... Bu maniler, ancak eski bir defterin, sarı, yıpranmış sayfaları arasında, neredeyse unutulmuş bir şekilde bekliyor...
Devir değişti. Ahşap, cumbalı, içinde neşe ve huzur olar evler yerine, sıradan, modern denilen evler geldi. Bu evlerin içinde ne aile bağlılığı, ne sohbet ne de coşku ile okunan bir mani kaldı... Beton yığınından ibaret evlerimizde, her kişinin elinde bir telefon, tablet var. Ne merak duygusu ya da konuşma arzusu kaldı içimiz de.
Bazı şanslı çocuklar, dedesinin eski kitaplığını merak edip, araştırmaya karar verir. Bu kitaplık tozlu ve eskimiş olmasaydı, belki de hiç dikkatini çekmezdi. Yalnızca eski bir mobilya olarak görülürdü. İçerisinde bulunabilecek cevher, dikkat çekmezdi. Bazı gözler bunu görür işte. Ne kadar eski ve yıpranmış olsa da, hisseder belki neler saklıyor olabileceğini.
Ve bu çocuk, dedesinin mani defterini bulur. Karıştırdıkça karıştırır. Beğendiği denemeleri kendi defterine yazar... Ve onları unutulmaz kılmak ümidi ile, saklamaya söz verir.
...
Sizce devamı ne olmalı?
A. Hümeyra H.