Ayşe Hümeyra

Ayşe Hümeyra
@a_humeyra_hh
Sizin tanıdığınız hikmet amcalar var mı?
Hikmet Amca'nın Saklı Hikmeti Hikmet Amca, her sabah oturduğu yere gider, ve tüm gün gelip geçeni seyrederdi. Hoş, mahallenin o güzel köşesinden başka bir yer de tüm gün o şekilde oturulmazdı zaten. Hikmet Amca; yanına gelen, kendisi ile sohbet eden, dertleşen herkesi dinlerdi. Her mahallenin olur ya, bir köşe de oturup gelen geçene laf atan o amcalar. Hikmet Amca hiçte böyle biri değildi. Hatta varlığı bile hissedilmezdi. Asla bizlere bir nasihat verdiğini bilmem. Herkesin bir hikâyesi olur, ama onun olmaz... Herkes yaşadığı şeylerde bir hikmet ararken, o sadece durur, ne düşündüğü, ne hissettiği bilinmez. İşte bu yüzden mahalle de ki herkes ona "Hikmetsiz Hikmet Amca" der. İşte bu da bizim Hikmet Amcamız... İlk duyanlara çok garip gelir bu lakap. Ne! Hikmetsiz Hikmet Amca mı? Bu nasıl lakap! Gibi tepkiler duyarız. E nihayetinde onlar da haklı. Neden bir kişiye hikmetsiz denir ki? Bu çok ağır değil mi? Bir insan yaşlandıkça hikmetli olur diye düşünürüz hep, ama Hikmet Amca hiç yaşamamış gibi. Adeta yıllar içinden geçip gitmiş, hiçbir iz bırakmamış. Ne bir bencillik, ne bir pişmanlık. Yıllar Hikmet Amca'nın içinden hiç hissettirmeden geçmiş gibi. Hikmet Amcanın hikmeti, sessizliğinde saklı. Belki o, insanların gözleriyle anlatabileceği şeyleri, kelimelere boğmamak için sessizdir? Ama biz, her konuşmayanı hikmetsiz sanmaya devam ediyoruz. Onları boş sayıyoruz. Kim bilir, belki de biz yanılıyoruzdur. A. Hümeyra H.
Edebiyat
Reklam
Judith Flanders/ Alfabetik Sıralamanın Meraklı Tarihi
Puan vermedi·288 syf.··
2025 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 19:20
Alfabetik Sıralamanın Meraklı Tarihi adlı kitap, günlük hayatta hiç fark etmeden kullandığımız alfabetik sıralamanın aslında düşündüğümden çok daha önemli bir şey olduğunu gösterdi. Daha önce alfabe sırasını sadece işleri kolaylaştıran bir düzen olarak görüyordum. Bu kitap sayesinde bunun arkasında bir tarih ve bir düşünce biçimi olduğunu fark ettim. Kitapta alfabetik sıralamanın nasıl ortaya çıktığı ve zamanla neden bu kadar yaygın hale geldiği anlatılıyor. Sözlükler, kitaplar, listeler ve hatta internet siteleri bile bu sisteme göre düzenleniyor. Ben bunları hep doğal kabul ediyordum ama aslında bu düzenin insanlara bilgiyi belirli bir şekilde sunduğunu düşünmeye başladım. Bilgiyi alfabetik sıraya koyduğumuzda, konular arasındaki bağlantıları bazen kaçırabiliyoruz. Bu kitap bana, bilgiyi sadece almak değil, onun nasıl sunulduğunu da sorgulamamız gerektiğini düşündürdü. Alfabetik sıralama pratik bir yöntem olsa da her zaman en doğru ya da en anlamlı yol olmayabilir. Bunu fark etmek benim için ilginçti çünkü bugüne kadar böyle düşünmemiştim. Alfabetik Sıralamanın Meraklı Tarihi, sıradan gibi görünen bir konuyu ilginç hale getiren bir kitap. Okuduktan sonra günlük hayatta kullandığım birçok düzeni daha dikkatli incelemeye başladım. Bana göre kitabın en güzel yanı, insanı düşünmeye sevk etmesi.
Duygu ve Düşünce
Alfabetik Sıralamanın Meraklı TarihiJudith Flanders · Yeditepe Yayınevi · 20232 okunma
Mani'nin geri dönüşü
Bir zamanlar sokak araların da, bayramlar da ya da içimizden geldiğinde, öylesine bir mani söylerdik. Sokakta oynayan çocuklar bile, oyunlarının bir köşesinde, illaki bir mani söylerlerdi. "Elma dersem çık armut dersem çıkma"... Bu maniler, ancak eski bir defterin, sarı, yıpranmış sayfaları arasında, neredeyse unutulmuş bir şekilde bekliyor... Devir değişti. Ahşap, cumbalı, içinde neşe ve huzur olar evler yerine, sıradan, modern denilen evler geldi. Bu evlerin içinde ne aile bağlılığı, ne sohbet ne de coşku ile okunan bir mani kaldı... Beton yığınından ibaret evlerimizde, her kişinin elinde bir telefon, tablet var. Ne merak duygusu ya da konuşma arzusu kaldı içimiz de. Bazı şanslı çocuklar, dedesinin eski kitaplığını merak edip, araştırmaya karar verir. Bu kitaplık tozlu ve eskimiş olmasaydı, belki de hiç dikkatini çekmezdi. Yalnızca eski bir mobilya olarak görülürdü. İçerisinde bulunabilecek cevher, dikkat çekmezdi. Bazı gözler bunu görür işte. Ne kadar eski ve yıpranmış olsa da, hisseder belki neler saklıyor olabileceğini. Ve bu çocuk, dedesinin mani defterini bulur. Karıştırdıkça karıştırır. Beğendiği denemeleri kendi defterine yazar... Ve onları unutulmaz kılmak ümidi ile, saklamaya söz verir. ... Sizce devamı ne olmalı? A. Hümeyra H.
Edebiyat
Duygularım Köreldi artık. Ben nasıl birine aşık olacağım? Nasıl karşılıksız sevgimi vereceğim? Nasıl güveneceğim? Bunlar bana hem çok kolay hem de çok uzak. Şuana kadar verdiğim tüm sevgiler suistimal edildi. Tüm iyiliklerim yanlış anlaşıldı. Tüm dost bildiklerim beni çok kırdı. Tamir etmiyorlar, artık bende kendi içimde tamir edemiyorum bu kırıklıkları. Ailemin bile sevgisini hissedemiyorum. Sözde; çok seviyorlar, çok önemsiyorlar. Ama en acısı da bunun sözde kalması. Bunu hissettirecek davranışlar olmadıktan sonra, sözlerin ne anlamı var ki? Tek istediğim bomboş bir orman... Sadece ben olmalıyım. O kadar bağırmak istiyorum ki ağaçlar savrulsun. Tüm içimdekileri bağırarak, çığlık atarak atmak istiyorum. Sadece ağlamak ve bağırmak. Sesimi kendime duyurmak istiyorum. Kendime bile söyleyemediğim şeyleri gökyüzüne haykırmak istiyorum. Ben, insanların laflarına inanmam. Fakat bir yerlere kazınır o. Ve ansızın, en olmaması gereken zamanda patlak verir. Gerçekten böyle miyim? Diye düşündürtür insana. Uzun uzun uzaklara daldırır. İnsanın dostu asla insan değildir. Hiçbir insan başka bir insanı tam anlamıyla çözemez. Sadece rol yapar. İnsanın dostu kendi ruhudur. Bedenimiz ve ruhumuz dosttur. Birinin canı yansa diğeri koşar. Ruhumuz daralsa; bedenimiz devam eder yaşamaya. İsteyerek veya keyifsizce. Bedenimiz zarar gördüyse; ruhumuz yanındadır. Onu sakinleştiren sadece odur. Ne bir insan, ne bir hayvan o an onu iyileştirir. Bulutlar bile iyi gelmez o an belki de... Neden duygularımız içimizde hapis kalmak zorundaymış gibi hissettiriyorlar? Neden herkes her şeyi içinde yaşıyor? Belki anlayacak kimsemiz yok. Belki anlatacak kelimemiz. Ama içten içe çürüyoruz. Gerçek manada çürüyoruz. Güçlü görünmek zorunda değiliz. Yardım da isteyebiliriz. En acısı da bunların farkında olup yine
Psikoloji
Reklam