İçsel bir yolculuk

İçsel bir yolculuk
@a_karacay
𐱅𐰇𐰼𐰚 YAZAR Inst. @a.k.r.c.y TENGRİ BİZ MENEN - KAFKAS - AHISKA
Zonguldak Bülent Ecevit Ünv. Elektronik Teknolojisi
İSTANBUL B. ÇEKMECE
18 Mart
1180 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hakikat satan pazarda tezgah açılmaz. Ne demiş ehli irfan, yalan gürültü çıkarır; hakikat daima sessizdir. Unutma, herşeyin müşterisi kendi kalitesine göredir. Hakikatin yırtınmaya ihtiyacı yoktur. Hakikatın sesi sükutta gizlidir. Ama onu asla duyarsağırlar işitmez ki. Doğruluktan ayrılıp doğruluktan şaşma. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. Bunu gözü köyde olanlar düşünsün. Hakikatı söyleyenin dostu azdır. Çünkü o ne insanların keyfine göre konuşur ne de nabza göre şerbet verir. Ne demiş şair; ikna edilmişlerle yola çıkılmaz. Yola her zaman inanmışlarla çıkılır. Demem o ki; kimseyi ikna etmeye çalışma bugün senin ikna ettiklerini yarın başkaları ikna edebilir. Başkalarına ihanet eden yarın er geç sana da ihanet edebilir. Her ikna edilmişin de bir fiyatı vardır, inanmışı kimse satın alamaz. Yolumuza nimetleri için değil. Külfetlerine rağmen talip olanlarla yola çıkacağız. Yarı yaşıma  girmeme az kala bunca yıllara sığdırdığın çok önemli bişey daha var . Bulunmak istemediğim hiçbir ortamda bulunmak istemiyorsun artık. Yapmak istemediğin bir işi kimse yaptıramıyor. Nezaketin her şeye “evet” demekle karıştırıldığı bir ülkede asıl mühimi kendine ne kadar naziksin. Başkalarına kol kanat gerdiğini kadar kendine yapıyor musun mesela? İşler sarpa sardığında “boşver oğlum bu sefer de kır batır”diyebiliyor musun? Çünkü herkes başarılı olmak zorunda değil ama mutlu olmak sana kalmış. Bu hayatta en başarılı olanlar mutlu olmayı başarabilecektir, bazen de kır batır. Mutlusun, huzurlusun. Bu da kendime not olsun. A. Karaçay
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Bir insana sen hakkında hissettiklerinin sana ne hissettirdiğini hiçbir zaman söyleme." Ne hissettiğimizi kendimize bile itiraf etmekte bu kadar zorlanırken, hislerimizi karşı tarafa iletmek zaten söz konusu bile olamıyor çoğu zaman. Durumlann, insanın ruh halinin ve fikirlerin jet hızıyla değiştiği "modem" zamanımızda insan kendi hislerinin, duygulannin bile adını koyamıyor. Belli bir olay karşısında "ne hissettin?" diye sorun karşınızdakine. Aldığınız cevaplar uzun uzun cümleler olacaktır çoğu zaman. Dudaklardan "Mutlu, hüzünlü, neşeli, özgür, öfkeli, karmaşık, sevgi dolu, aşık" gibi net ifadelerin dökülmesi büyük bir ihtimalle zor olacaktır. Yer yer karşı tarafı üzüp kırmamak için, yer yer hakkımızda yanlış düşünmesinler diye belli etmiyoruz hislerimizi. "El alem ne der?" yine peşimizde oluyor. En tepedeki alinti sanıyorum ki ilişkiler hakkında taktik veren bir kitaptan. Bana bu cümleyi yazıp veren arkadaşım da ben de bu taktiği hiçbir zaman beceremedik ama onu hemen ekleyeyim buraya. Biz her zaman "ne düşünüyorsun, bu sana nasıl hissettirdi, içinden geçen ne?" diye sorduk birbirimize. Soruyoruz da. Hissettiğimizi de karşıya anında söylüyoruz saninm, Söylemesek başımızın ağnmayacağı anlar daha fazla olurdu belki. Hissettiklerin söylenmesi "her zaman güzel olmayabilir, evet. Çoğu zaman güzel ama. Gerçekten.Sizi heyecanlandıran birine "beni heyecanlandınyorsun" demek, sürekli görmek istediğiniz birine "özledim, keşke yanımda olsan" demek, "beni düşündüğünü bilmek yüzümde kocaman bir sintma oluşturuyor" demek, "bana bunu dediğin için sana çok kinldım" demek, "senin böyle bir şey yapman beni çok şaşırttı!" demek, "sanınm senden hoşlanıyorum ben" demek... Bir sürü şey demek... Birinin hakkında ne düşündüğümün ve ne hissettiğimin en farkında olduğum, ona bu hisleri ona
1000Kitap
'Birine körü körüne güvenmek hayal kırıklığı yaratır... aşırı hayal kırıklığı bir kalbi taşa çevirebilir.' A. Karaçay
1000Kitap
Bazı şeylerin hala mümkün , lakin mühim değil... nerde okudum hatırlamıyorum... bu özet cümle bir ferahlık veriyor bana.Karnını doyurmak için yolda giden buğday yüklü bir kamyonun kasasına konan bir serçe gibi olduğumu fark ediyorum. Tam hah karnım doydu dediğim anda bir de kafayı kaldırıp bakıyorum ki tüm sevdiklerimden, yaşadığım yerden tüm çevremden çok uzaklara gitmişim."Kimse sormadi ne kadar yorgun olduğumu. Herkes bende dinlenmek istedi." diye bir cümle etmiş Gore Vidal amca. Ne yazık ki arkadaşlıkta aşk gibi taktik meselesidir. Hani bazen elinden geleni hatta daha fazlasını yaparsın ve bunun karşılığında hep ''sen olmazsan ne yaparım, benim için çok önemlisin'' sözleri işitirsin ya, ha işte onlar tamamen kandırmaca.Her zaman sözler yerine eylemlere bakın ve kimse için kendi zamanınızdan, hayatınızdan çalmayın.Yaşar Kemal'in de dediği gibi ''insanların bir yerleri var, bir ince yerleri işte oraya değmemeli'' sizin bam telinize kimse dokunmasın buna izin vermemek hayat kurtarıcı. Yıllar geçiyor , her şey beraberince arkasısıra. Unutur diller isimleri, gözler şekilleri, avuçlar sıcaklığı, kalpler gidenleri. Zemine uzananlar düşmezmiş ama kalan her şey üstlerine yıkılabilirmiş. Kendi değerini fark ediyor insan, neyi istediğini, neyi istemediğini. Aslında çoğu acının ve kırgınlığın geçtiğini, gerçekten sevdiğin birkaç insanın yettiğini, kalabalığın, çok fazla insanın aslında sadece yorduğunu. Ve artık kolay kolay üzülmüyor insan, gençliğinde dert ettiği şeylere canını sıkmıyor, umursamazlık ya da dayanaklılık artıyor belki de. Bir de çabuk vazgeçiyor insan, kimsenin hayatında zorla kalmak için çabalamıyor, ısrar etmiyor, kabullenmeyi öğreniyor. Hırslarından arınıyor da, artık çoğu şeyi keyfi için yapıyor, keyfini kaçırandan da kaçıveriyor. Daha dingin bir hayat
1000Kitap
Hayatta asla taviz vermemek gerekiyor. Hem de hiç! Kan bağınız olanlar dışındakileri asla affetmeyin ve ne yaparsanız yapın hiç birinden de af dilemeyin. Olan olmuştur ve asla olan unutulmaz. Asla hiç bir şey eskisi gibi olmaz. 'affettim seni' sözleri ileride acısını çıkartmak intikam almak için üzeri kapalı bir tekliftir. Yersen! bilinçli bilinçsiz ilk vurabildikleri anda vururlar hem de hiç acımadan hem de nereye biliyor musunuz? En acıyacak yerinize. Daha önce güvenip de gösterdiğini yaralarınıza vururlar hem de hiç gözlerini kırpmadan. Sildimmi tam silin ve asla hiç kimse üzülecek diye üzülmeyin. Herkes sizsiz yapabilir ve yapıyor da. Siz de diğer insanlar olmadan yapmaya çalışın. Kimse eşsiz değildir. Herkesin yeri doldurulabilir. Bir gün çekip gidin ya da bırakın bir daha da geri dönmeyin. A. Karaçay
1K