Kırılmak; insan, her şeye ve herkese kırılabiliyor. Kin tutmak değil bu, bir kırgınlık. Kötü insanlar kırgınlık duymaz, kin tutar. Ancak iyi insanların harcıdır kırgınlık. Ne anlatarak geçer ne affederek ne de affedilerek. O kalp kırılmıştır bir kere. O yara orada hep duracaktır. İç çeker çeker durursun. Sonra bir sigara denize karşı. Hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağının kırgınlığı vardır içinde. Artık ne sen eski sensindir ne de etrafındakiler. Kafanda senaryo kurmaktan delirirsin ama bir süre sonra ne senin bunları dile getirecek takatin vardır ne de birisinin seni anlayacağı. Bu tam bir kısır döngü! Böyle olması gerekiyormuş demek ki. Şimdi bir sigara daha. Başkasına kırgın olduğunda unutmak belki çözüm olabilir insan için. Beyninin bir bölümündeki anıları silebilir belki zamanla kıran insanı görmeyerek ama insanın kendisine olan kırgınlığının geçmesi sadece kendisinden kurtulması ile mümkün olabilir.Saçlarına karışmış sakallarını kesmek için aynaya baktığında gördüğü yüz ya da yazı yazarken kendi elini kolunu gördüğünde aklının köşesinde kalan kendisine olan kırgınlığı geçmeyecektir. Kızgın ya da üzgün olmak değil, incinmiş olmak aslında, hiç beklemediğin halde. Herkese kırılamaz insan. Çok seviyor, çok değer veriyor oldukların kırabilir ancak. Sonra boğazındaki yumru, içine akan gözyaşların ve elindekilerle idare edersin. Bir şey değişmez. Odana dönersin, sabah olunca hayatına.
Tamiri mümkün değildir. Dargınlık, küslük, hatta ve hatta nefret bile geçer gider. Söyleyecek çok şeyin vardır ama hiçbir şey söyleyecek takatin olmaz, söylemek de istemezsin bi yandan. Gerçek kırgınlık sessizdir, tum çığlıkları bastıran, öfkenin vucudu terk etme halidir. Sadece kendini de alıp gitmek istersin. Kızgınlıkla karıştırılmamalıdır, kırgınlık kendini ona yakın hissettiğine