İçsel bir yolculuk

İçsel bir yolculuk
@a_karacay
𐱅𐰇𐰼𐰚 YAZAR Inst. @a.k.r.c.y TENGRİ BİZ MENEN - KAFKAS - AHISKA
Zonguldak Bülent Ecevit Ünv. Elektronik Teknolojisi
İSTANBUL B. ÇEKMECE
18 Mart
1180 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İyi geceler perdedeki örümcek
Gecenin en kör saatlerinde, beni bir başına tavan ile konuşturan herkese küskünüm.İnsan hayatını büyük ölçüde etkilemesi muhtemel kötü ya da iyi bir olay olduğunda başa gelebilen durum. Kişi yatakta bir sağa döner, bir sola döner fakat nafiledir zira beyin aynı olayı sürekli başa sararak kişiye oyunlar oynamakta, ilerde olabileceklere dair çeşitli senaryolar üreterek geceyi daha da uzatmaktadır. Olası bir sonuç pes edip yatağın içinde bağdaş kurup boş gözlerle karanlığa bakmaktır* Uyuyamıyorum, düşünmekten uyuyamıyorum. Daha ne kadar sürecek bilmiyorum. Yaşamımın en başından beri beni bırakmayan düşüncelerimle, ölene dek bu acı ile yaşayacağımı kabullenmeye başladım artık. Düşüncelerim beni öldürüyor. Bedenime fazla geliyor. Beynime cam kırıkları batıyor sanki. Acımı insanlarla paylaşamıyorum. Dostoyevski "düşüncelerimi sözlere dökemiyorum, anlamını yitiriyorlar." diyor. gerçekten de öyle. Çok düşünmenin, çok düşünmekten geceleri uyuyamamanın getirdiği acıyı anlatmaya çalıştığımda sözcükler zayıf kalıyor. Çok düşünen insanı anlayabilmenin en iyi yolu, başka çok düşünen bir insandır. Ancak size yakın yoğunlukta çok düşünen insanlar sizi en iyi anlayabilirler. Acı zihnimin ve kalbimin derinliklerinde bende saklı. Onu anlatabilmem mümkün değil.Hiç kimsenin çok düşünmekten uyuyamamasını istemem. Ama bu düşünce dertleri düşünmekten değil. Gerçekten, derdim olduğu zamanlar da oldu. Ne yazık ki bir şeyler ile ilgili çok düşünmekten uyuyamamak, dertlerini ve sorunlarını düşünmekten uyuyamamaktan daha kötü. Ve ben düşünmekten uyuyamadığım her gün biraz daha ölüyorum. A. Karaçay #düşünmek #uykusuzluk #dotoyevski #kesfet #kitap #şiir #yazar #felsefe
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
+ Neden karakalem ile resim çiziyorsunuz beyefendi? - Kimin ne renk olduğunu çözemedim bino. A.Karaçay
Psikoloji
Yıllarca tavan manzarası seyrettiğim bir odada ömrümü geçti. Birçok ümidim oldu birçok ümidi yitirdim. Her birinde ağır yaralar aldım ama hepsinden sağ salim çıktım. Hayatımdan büyük pişmanlıklar, beyinimden, ruhumdan istanbul geçti. Bazı bazı bitap kıyılara vurdum, bazı bazı güçlü bir şekilde düz yollarda takla attım. Yine de hep gülümsedim. Kimileri için küçük kendim için büyük savaşlar verdim. Güvensizlik adı altında kılıç yarası açtılar bedenimde, sırtımdan hançerlediler bazen, sevda bildiğim dağlara karlar yağdı, evim dediğim yüreklere sığmadım yine de; doğruldum! şimdi yine bir miktar yorgunum. Fakat halledeceğim! Hep hallettim.
1K
Günaydın Dostlarım
Çünkü çok çalışan kalbin nasır tutmasına hissizlik denir bino. Sarmaşık kadar karmaşık bir duygu. Ne tarafını anlatsam diğer tarafı eksik... Savaş bitmiş de, nöbette unutulmuş asker gibiyim. ‘’ Ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. Sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok. Hayat çok kısa. ‘’ Mine urganın şu sözlerine denk gelmemle beraber, aydınlanma ve kabulleniş. Bazen, ne yaparsan yap olmuyor demek ki, olmayanla uğraşmayım, olacak olanlara odaklanayım hissi. Vazgeçmişlik. hiçbir şeyi, hiç kimseyi önemsememek, bunun verdiği kafa rahatlığı. Tam da sistemin bizden istediği gibi. Sadece kendini sev mottosunun vücut bulmuş haliyim son zamanlarda. İyi mi kötü mü bilemedim ama en azından kafam rahat. Mağrur bir pişmanlık var ama hüzün kaplasa da içimi, doğru olmanın vakurluğu da var elde ey hayat. Yalan söyleseydim kazanacaktım belki ancak bilirim ki darağacında bile olsan doğruyu haykır... 'yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe..' denilen yerdeyim. + Geriye dönüp baktığımda ömrümün bir payını başkaları için harcadığımı fark ettim bino. - Ne kaybettiniz beyefendi? + Hislerimi bino. Çünkü çok çalışan kalbin nasır tutmasına hissizlik denir bino. A. KARAÇAY
1K
merhaba dostlarım
Kırılmak; insan, her şeye ve herkese kırılabiliyor. Kin tutmak değil bu, bir kırgınlık. Kötü insanlar kırgınlık duymaz, kin tutar. Ancak iyi insanların harcıdır kırgınlık. Ne anlatarak geçer ne affederek ne de affedilerek. O kalp kırılmıştır bir kere. O yara orada hep duracaktır. İç çeker çeker durursun. Sonra bir sigara denize karşı. Hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağının kırgınlığı vardır içinde. Artık ne sen eski sensindir ne de etrafındakiler. Kafanda senaryo kurmaktan delirirsin ama bir süre sonra ne senin bunları dile getirecek takatin vardır ne de birisinin seni anlayacağı. Bu tam bir kısır döngü! Böyle olması gerekiyormuş demek ki. Şimdi bir sigara daha. Başkasına kırgın olduğunda unutmak belki çözüm olabilir insan için. Beyninin bir bölümündeki anıları silebilir belki zamanla kıran insanı görmeyerek ama insanın kendisine olan kırgınlığının geçmesi sadece kendisinden kurtulması ile mümkün olabilir.Saçlarına karışmış sakallarını kesmek için aynaya baktığında gördüğü yüz ya da yazı yazarken kendi elini kolunu gördüğünde aklının köşesinde kalan kendisine olan kırgınlığı geçmeyecektir. Kızgın ya da üzgün olmak değil, incinmiş olmak aslında, hiç beklemediğin halde. Herkese kırılamaz insan. Çok seviyor, çok değer veriyor oldukların kırabilir ancak. Sonra boğazındaki yumru, içine akan gözyaşların ve elindekilerle idare edersin. Bir şey değişmez. Odana dönersin, sabah olunca hayatına. Tamiri mümkün değildir. Dargınlık, küslük, hatta ve hatta nefret bile geçer gider. Söyleyecek çok şeyin vardır ama hiçbir şey söyleyecek takatin olmaz, söylemek de istemezsin bi yandan. Gerçek kırgınlık sessizdir, tum çığlıkları bastıran, öfkenin vucudu terk etme halidir. Sadece kendini de alıp gitmek istersin. Kızgınlıkla karıştırılmamalıdır, kırgınlık kendini ona yakın hissettiğine
1K