Ali Uyar

Ali Uyar
@a_uyar
Psikolojik Danışman/MEB
Lisans/PDR
Mersin
1 Temmuz
34 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Çoğu erkeğin kadınları oldukça farklı bu iki kategoriye dahil ettiğini ve iki kategoriye de mensup kadınlarla, çoğu kez aynı anda, değişik ilişkiler peşinde koştuğunu çok az insan yadsıyacaktır. Ancak annenin cinsel anlamda kovulmasının bu yaygın toplumsal fenomen'in -Freud'un bir 100 yıl önce yaşadığı viktoryen ortama kıyasla cinsel konularda daha az ahlakçı olmaya meyilli- 21. yüzyıldaki aileler açısından makul bir açıklama olup olmayacağı merak konusudur. Belki de benzer bir ayrım cennetten cinsel anlamda değil de duygusal anlamda kovmanın sonucu olarak meydana gelir: Çocuk belki de başlarda annesinin onu her konuda diğerlerine tercih ettiğine inanırken, annesinin, onu anasının dizinin dibinden ayırmaya ve bir erkek haline getirmeye çalışan babasıyla taraf tuttuğun algıladığın adında ihanete uğramış hisseder. Bunu söylüyorum çünkü freud'un bir yüzyıl yıl önce gözlemlediği gibi bugün de bir sürü erkekle aynı kurtarma fantezisinin olduğunu görüyoruz: özünde iyi ve saf olsada kaderin acımasız oyunlarının onu içkiye uyuşturucuya striptizci veya kucak dansı şu olarak çalışmaya hatta seks işçiliği ne kadar düşürdüğü yani yolunu kaybetmiş bir kadını kurtarma fantezisi. Buradaki fantezi - freud'un döneminde olduğu gibi- anne 2'yi anne 1'e çevirmektir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Freudcu Muammalar: Aşk Arzuyla bağdaşmaz (3) Peki ensest tabusu nelere yol açar? Bu bağlamda Freud iki tür erkek çocuğu olduğu varsayımından bulunur: annelerine cinsel nesne olarak sadece kısmen saplananlar ile tamamen saplananlar. freud'a göre tamamen saplananlar, tek veya aynı kadına karşı asla kalıcı bir aşk ve cinsel arzu duyamazlar. Çoğu klinisyen klinik çalışmaların da bu tarz erkekler ile karşılaştıkları konusunda hemfikir olsalarda freud'un yorumu bazı açılardan şeffaf değil gibidir. öyle ki, eğer bu çocukların durumu da oidipus kompleksi sona erdirildiğinde, anneye duyulan sevgi de cinsel arzu'da bastırılmış sa neden bu bastırılmış cinsel arzu (daha önce normal erkekler örneğinde gördüğümüz gibi), bastırılmış Aşkın yer değiştirdiği kadına yönelecek şekilde yer değiştirmesin? Bastırmanın sevgiye etkisi, cinsel arzuya etkisinden farklı mıdır? freud'un bu soruya cevabını net bir evet olduğu görülüyor. Cinselliği keşfetmesi( sayfa55) Annesi bu kavrayıştan önce var olmayan bir kıstas yüzünden gözden düşer. Birdenbire kafasında dünyada iki çeşit kadın olduğu Fikri oluşmaya başlar: Bir tarafta annesinin cennetten kovulmasından önceki haline; annesinin, babasını kendisine tercih etme günahını kavramasından (çocuk, babasının bu derece yakın fiziksel temasına izin veren annesinin bu hareketinin ihanet eden koltuğunu düşünür) öncesine benzeyen kadınlar; diğer tarafta annesinin cennetten kovulması ondan sonraki haline benzeyen kadınlar: onu başka bir adamla aldatma kapasitesine sahip olanlar. Böylece anne iki kadın kategorisi içinde bir model oluşturur: çocuğun, kendisinden farklı olarak babasına özel bir tensel ayrıcalık tanımadığına inandığı anne (buna anne1 diyelim) iyi kız modeline denk düşer (ya da freud'un deyimi ile Meryem Ana) ve oğluna
Freudcu Muammalar: Aşk Arzuyla bağdaşmaz (2) Freud'a göre oldukça az bulunan "normal erkekler" küçük çocukken annelerini sever ancak onlara cinsel olarak saplanmazlar. Bu erkeklerin gerçek cinsel uyanışı ergenliğin getirdiği büyük hormonal değişikliklere değişikliklere kadar gerçekleşmez. Annelerini birer oğlan çocuğu iken sevmiş olsalarda ensest tabusunun sonucunda bunu bastırıverirler. Klasik Freudyen Baba 3 4 veya 5 yaşındaki oğluna çoktan kendisine ait olan annenin birincil sevgi nesnesi olmaktan vazgeçmesi gerektiğini açıkça belli eder. Freud için buradaki önemli nokta bu gibi "normal erkekler"in durumunda ensest tabusunun anneye duyulan sevginin bastırılmasına yol açarken cinsel arzu'nun bastırılmasına sebebiyet vermemesidir. ?Çünkü cinsel arzu, ergenliğe kadar, anneleri ile ilişkilerinde neredeyse hiç rol oynamamıştır. Başka bir deyişle, büyüyüp normal erkeklere dönüşen oğlan çocukları için, annelerine (veya kız kardeşlerine) duydukları cinsel arzu hiçbir zaman bastırılmaz çünkü hayatlarında çok temel bazı şeyleri bastırdıkları evrede (yani iğdiş edilme kompleksinin Oidipus kompleksi'ne son verdiği 5 yaş civarında) cinsel arzu mevcut değildi. Böyle erkekler hayatlarının sonraki dönemlerinde aynı kadını hem aşık olup hem de onu arzulayabilir: anneye önceden duyulan ve babanın iğdiş edilme tehdidi karşısında yeraltına gömülen sevgi şimdi yeni bir kadına aktarılmıştır ve ergenlik döneminde ortaya çıkan cinsel isteklerin aynı kadını cinsel nesne olarak seçmesine mani değildir. Bu gibi durumlarda, şevkat eğilimi ve erotik eğilim biribirine iç içe geçmeyi ve aynı insana yönelmeyi başarır Aşk ve arzu söz konusu olduğunda, bu gibi normal erkekler için "ya hep ya hiç durumu kaçınılmaz" değildir.
Freudcu Muammalar: Aşk Arzuyla bağdaşmaz (1) "Severler ama arzulamazlar" Freud birtakım erkeklerin kendilerine eş olarak onlara annelerini hatırlatan kadınları ya da en azından bir dereceye kadar, bilinçli ve ya bilinçdışı, çocukken annelerinin sağladığı doyumun aynısını sağlayacağına inandıkları kadınların seçtiklerini söyler. Hayat arkadaşı seçimi kendini korumaya yönelik dürtüler veya yaşam dürtüleri tarafından belirlendiği ya da bunlara dayandığı için Freud bu durumu "anaklitik nesne seçimi" olarak adlandırılır. Freud'a göre böyle bir kadın, genç bir erkek annesine nasıl severse öyle sevilir ancak ensest tapusu yüzünden onunla iken cinsel uyarılma neredeyse imkânsızdır. Prenses tablosu resmi nasıl dahil olur? (Devamı 2'de)
Kadınların son zamanlarda aklını meşgul eden ve büyük ölçüde moda tasarımcıları ile fotoğrafçıları tarafından teşvik edilen iskeletvari zayıflık, kadınlar tarafından uyarılan erkeklerce nadiren beğenilir ya da hiç beğenilmez. Günümüzde kadınların büyük kısmı, bu tip gıdasız kalmış kadınlar dergi kapaklarına çıkmayı başarıbildikleri için, erkeklerin bu bir deri bir kemik kalma halini göz alıcı ve çekici bulduklarına inanıyor. Ancak moda endüstrisinin uzun süredir özellikle kadınlara ilgi duymayan, hatta genellikle ergenlik öncesi bir oğlan figürüne benzemediği ölçüde olgun kadın figüründen tiksinen erkekler tarafından yönetildiğinin farkında değiller.