Puan vermedi·128 syf.··
2026 7. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:00
Yüz yirmi sayfalık bir klasikten en fazla ne beklenebilir ki? Ben de beklentimi asgari ölçüye indirip başladım okumaya. Ama hem kısa hem de sürükleyici olmasından dolayı bir gecede bitirdim. Birçoğumuzun aklına klasik deyince Suç ve Ceza, Sefiller, İki Şehrin Hikayesi gibi kült eserler gelir. Maalesef daha bir okuma zemini oluşmadan, çevreden gelen “Aa! Daha okumadın mı!” baskılarıyla koca koca kitapları okumaya, anlamaya çalışıyoruz. Sonuçsa o koca kitapların başında sıkılıp, okumaya yıllarca ara vermek oluyor bazen. Ancak kitabın sayfa sayısı değildir içeriğini belirleyen faktör. Veya herkes aynı türleri sevmek, benimsemek zorunda değildir. Biri dünya klasiği okur, öteki türk edebiyatı sever, bir diğeri bilim kurgu aşığıdır vesaire. Önemli olan hangi türle bağlantı kurduğunuzu bilmek ve ona göre kitap seçimi yapmaktır. Bunun sonucunda farklı bir tür arayışına girilebilir diye düşünüyorum. Kitaba gelecek olursak; büyük buhran esnasında insanların açlıkla, en temel insani ihtiyaçlarıyla sınanmasını okuyoruz. Bir dans maratonu düşünün ki saatlerce dans etmek zorundasınız ve on dakikalık aralarda uyku, yeme-içme gibi en temel ihtiyaçlarınızı karşılamak durumundasınız. Ve hiç durmadan aylarca dans etmeniz gerekiyor ki sonunda kazanan çift siz olmalısınız. Eğer kazanırsanız zenginler için cüzi bir miktar olan ama sizi bayağı rahatlatacak bir para ödülüne sahip oluyorsunuz. Yeni nesil bir gladyatör arenasında günlerce hatta aylarca dans etmek… Empati kurabildiyseniz devam ediyorum. Hikayemiz sonda olan olayı anlatarak, bir mahkeme sahnesiyle başlıyor. Daha sonra olayın oraya nasıl vardığını anlıyoruz. Robert ve Gloria’nın bir rastlantı sonucu tanıştıktan sonra ani bir kararla maratona başlamasıyla, karakterlerin ruhani çalkantılarıyla birlikte kitabı sonlandırıyoruz. Daha
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026631 okunma
5/10
·328 syf.··
2026 1. kitabı
Yorum ve incelemelere dayanarak beklentim daha derin bir kitap okuyacağım yönündeydi. Kötü diyemeyeceğim ama bu beklentimi karşılamadı. Daha çok kafa dağıtmalık, hızlı ve rahat okunabilecek akıcı bir kitap. Ben yazarın yarattığı gizem hissini, kurguyu, twistleri beğendim. Fakat kitabın büyük kısmını oluşturan diyalogları beğenmedim. Argo, günlük dil kullanımından rahatsız olmadım ama karakterler arası konuşmalar gereksiz uzatılmış, konuşulan asıl konunun etrafında çok dönüp dolaşmış bence. Mahalle sakinlerinin konuşmalarla yapmaya çalıştığı şeyi anlıyoruz evet ama çok etkileyici, çok derin, felsefik değil. Dünyada ilk gününüz değilse bunları zaten çok önceden düşünmüş, aklınızdan geçirmişsinizdir. O yüzden hiçbir cümle beni durup düşündürmedi, aa evet böyle demedim. Takılmadan üzerine kafa yormadan yaptığım bir okuma oldu.
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · April Yayıncılık · 20172,306 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öteki’nin Aynasında Parçalanan Benlik
Puan vermedi
Fanon, dünyaya bir özne olarak geldiğini ama beyazların dünyasında kendisini diğer nesneler arasında sadece bir eşya gibi keşfettiğini söyler. İnsanların bakışı onun kişiliğini değil sadece dış görünüşünü görür. “Aa anne zenciye bak” bir çocuğun sözüyle, o an’a kadar kendisini insan olarak hissederken, çocuğun ona korku dolu bakışını ona siyah ve korkutucu olduğunu hatırlatır. Fanon maruz kaldığı bu ırkçılığa karşı akıl ve bilimle karşı koymaya çalışmaktadır. Siyah bir çocuk kendi ailesi içinde normal ve huzurlu bir çocukluk geçirebilir. Ancak ne zaman ki beyazların dünyasına temas eder, işte o zaman ona kendisinin farklı olduğu hissettirilir. Çocuk beyaz olanı iyilikle siyah olanı ise vahşilikle özdeşleştirir. Kendi siyah ailesini ve kimliğini zihninde kötü ve yabancı yere koymaya başlar. Toplumsal baskıların sonucu olarak siyah insan, beyaz adamın bakışını içselleştirir. Bu durum siyah insanın ruhunu ve kimliğini parçalayan bir psikopatolojik durumdur. Siyah insan kendi siyahlığını bir eksiklik olarak görmeye başlarsa beyazlaşma tutkusuna kapılmış demektir. Bu kişinin kendi gerçekliğinden kaçarak beyaz dünyaya sığınma çabasını gösterir. Siyah insanın sadece beyaz adam tarafından tanınmak için verdiği mutsuz çabayı eleştirir. “Ben geçmişin kölesi değilim” diyerek insanın bugününü ve geleceğini kendisinin kurması gerektiğini savunmaktadır. Eda Siyah Deri Beyaz Maskeler Frantz Fanon
İnsan ve Duygular
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Metis Yayınları · 2020688 okunma
7/10
·129 syf.··
2026 9. kitabı
Aylin Balboa, “Bu Hikâye Senden Uzun Osman” ile bir ilişki bitiminin ardından yaşanan o sancılı ve gel gitli dönemi anlatıyor. Bunu ise sevdiğiniz bir arkadaşınızın kolunuza girip size hararetle bir şeyler anlatması gibi içinizi ısıtarak yapıyor. Kitapta ayrılık sonrası oluşan ağlak bir durum yerine olması gerektiği gibi bir başa çıkma mücadelesine tanık oluyoruz. Yazarın içinden çıkılmaz anlarda bile mizahi bir dille olaylara çözümler bulması, bu süreci sağlıklı atlatıp, hayatının başrolünde direksiyonu eline alması ders çıkarılacak nitelikte. Okurken çoğu yerde okurların ‘aa aynı ben’ dediğine eminim. Neticede hepimizin hayatından geçen Osman’lar oldu. Osman’ı sadece bir sevgili olarak değil, geçmişte bıraktığımız bir anımız, bir hayalimiz ya da bir alışkanlığımız olarak düşünebiliriz. Yazarın okurla konuşur gibi içtenlikle yazması, sorular sorması ve sorularına yine kendi kendine cevaplar vermesi beni kitabın içine çekmeye yetti. Kendisi kısa bir kitap olmasına rağmen içinde uzun anlamlar barındıran bu kitapta herkesin kendinden izler bulacağına eminim. Kitapla kalın
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
Hayat Çok Kısa
5/10
·364 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:47
Herkese merhaba, Herkesin bayılarak okuduğu kitabı malesef ben beğenmedim, hemde hiç beğenmedim. Bu yazarın benlik olmadığını anlamış olduk... spoiler olucaktır... İlk önce ALS Hastalığının ne olduğunu ne zorluklar yaşandığına dahil bilgi almış olduk... o konu hakkında yazara tşk ederiz. Ama bence konu hakkında üstten bir anlatım olmuş.. karakterin bu dahil bir anısı fılan okumadık... neysee Şöyle anlatayım ; benim için aşırı durağan bir kitaptı, herkes duyguların cok iyi olduğunu filan söylemiş ama bana asla geçmedi. Şimdi evet kadın karakterin bir ölümcül kas hastalığı olduğunu düşünüyor, işte zaten ölücem hastalığımı öğrenmeye ve sonrada olucak tedavi sürecine girmemek için , kendinde ne olduğunu öğrenmıyor öyle hayatı yaşamaya calışıyor. Yani hayat sevince güzel filmi vardı yaa, işte ordaki kız gibi burdaki başrol kadın... kendisi pek sevmedim ama ailesi için yaptıklarını taktir ediyorum. Kızın ailesi asla katlanacak kişiler değildi. Güya üzüntüden o haldelermiş fılan yaa bir get yaaa, gel bunu külağıma anlat... kız karakteri gereksiz sevgi dolu olması beni irite etti, duygusal olarak hiç bir etkileşim olamadı. Gelelim herkesin hayran olduğu başrol erkeğimize; ben anladım ki green flag adam hiç benlik değilmiş, yani evet aşırı yardımsever, kibar fılan ama bu kadar vermek için yaşayan bir adamı bende bir etkılenme yaratmadı malaesef yani ben tabikide hayran olmadım aksine salak bence hahahaha neden mi? İlk önce kendisi bir ceza avukatı hemde baya başarılı bir avukat; nasıl biri beklersiniz böyle adamı cin göz, böyle insanları iyi tanıyan fılan ama daha 9 aylık sevgisilinin evli olduğunu kadın ona söyleyınce anladı... yuh dedim hiç mi? Bir şey anlamazsın yani aşırı trajekomik geldi... diğer bir konu ise; başrol kızla olan ilişkisi, bakın adrian gibi bir adam
Romantizm
Hayat Çok KısaAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 202627 okunma
Enfes Bir Okuma Zevki
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 01:32
Başladığı andan sonuna dek tansiyon asla düşmüyor. Tam düğümü çözdüğünüzü, olayı anladığınızı sanıyorsunuz ki sizi yanıltıyor. Sonra “Aa yanılmamışım” diyorsunuz, buradan yanılıyorsunuz. Ben uzun zamandır hiçbir eseri bu kadar zevkle okumadım. Adrenalin vücudumda dolandı durdu. Etkisini uzun süre üzerimden atamayacağım bir kitaptı. Bittiğinde boşluğa düştüm sanki… Nevzat’ı, Ali’yi, Evgenia’yı, Zeynep’i düşünmekten düzgün bir inceleme de yazamıyorum. Henüz çıkamadım Ahmet Ümit evreninden. İnanılmazdı. Resmen seyir zevki verdi. Resmen polisiye bir film izliyor gibiydim. Üstelik o nasıl bir depresyon anlatısı? Hani ne yaşadın, depresyonu nasıl bu kadar iyi bilebilirsin diye de şaşırdım. Öte yandan Nevzat’ın Sabri ile yüzleşirken söylediği şeyler de beni çok duygulandırdı. Bir dost ihaneti anca bu kadar geçirilebilirdi bize. İhanetin ve depresyonun insanı ne kadar paranoyak yapabileceği de anca böyle anlatılabilirdi. Ben de Nevzat kadar Nevzat’ı hissediyorum hâlâ… Dil yormuyor, anlatı çok gerçekçi, olaylar çok karmaşık… Vücudunuzdaki zevk bir an azalmıyor. Yazar buna izin vermemek için her sayfada şaşırtıyor zaten. Müthişti… Kalemine sağlık Ahmet Ümit
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma