"Saygı olmayınca kulaklar sağırlaşır, tavırlar sertleşir ve sonunda
bu kadar yetersiz, aptal, güvenilmez, duyarsız, çirkin. kötü kokan,
düzensiz bir kişiyle nasıl yaşadığınızı anlayamaz hale gelirsiniz.
Nasıl olup da onu eş diye seçtiğinizi merak edersiniz. 'Delilik yapmışım' dersiniz. "
Bu nedenle de Batı-dışı toplumlarda gelenekle modernlik arasındaki ilişkiler bizi şaşırtmaya devam edecektir. Modernist geleneksizleşme projesinin sonuna daha çok yaklaştığını ve küreselleşmenin yerel yaşam tarzlarını yuttuğunu düşündüğümüz sırada, geleneğe yönelik yeni bir ilgi, unutulmuş tatlar, geçmiş nostaljisi umulmadık bir anda ve biçimlerde yeniden karşımıza çıkıvermektedir. Horgörülen "alaturkalık" değer kazanmakta, hatta İslamcılık böyle bir tebdili kıyafetin örneği olmaktadır. Bu, geçmişe dönüşten ziyade, bugün içinde
geçmişi yeniden kurgulayarak, öznellik ve modernlik arasında, belki
hiçbir zaman elde edilemeyecek bir harmoni (ideal) arayışıdır.
İslami hareketlerin taşıdığı sosyolojik anlamı çok kısaca ifade etmek istersek, diyebiliriz ki İslami hareketler, medeni insan eşittir alafrangalık denklemini sorgulamakta ve modern mekânlara müslümanlığın damgasını
vurmaya, estetiğini, değerlerini yansıtmaya çalışmaktadırlar.