Birey, karşısındaki kişiye gerekli anlayışı gösterip, kabulkar, hoşgörülü bir ortam sağlarsa, onun kendini güven içinde hissedip, kendi özüne uygun davranışlar içine girmesine fırsat verir.
Yurt müdürü "her çocuk yaradılıştan iyidir" görüşünden hareketle ve çocukta "insani duyguların rüşeym (embriyon) halinde" varolduğuna inanarak, kurumda gerçek anlamda çağdaş, bilimsel bir pedagoji anlayışının egemen olduğunu sergiliyor.
Eğitimde temel ilkenin "muhabbet ve şevkat" olduğu belirtiliyor: "Onları bu hava içerisinde beslersek, bu hislerle yoğurursak istediğimiz şekilde yetiştirebiliriz." deniliyor.
İnsanlar anti-sosyal özellik ve eğilimlerle birlikte doğmamışlardır. Davranış, toplumsal çevreden bireye yönelen sayısız etkenlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar.