Kâfirin kafası, fevkalâde olayların vuku bulabileceğine ihtimal vermez, müminin kafası ise olmayacağına… Çünkü mümin, Allah dilerse olur, diye inanır. Fakat bu “olur”un sınırlarını mümin nereye kadar genişletmeli? Ölçü elbet şeriattır.
İmam Şafîî hazretlerinin Sünnete uygun biçimde nasıl yenileceğini öğreninceye kadar kavun yemekten kaçındığı söylenir. Sünnete uymak hususunda böylesi bir titizliği tecrübe etmek cehdine girişmeden İslâm’ın yaşanabileceğini düşünmek, Müslümanca yaşamanın doğasına aykırı düşer.
İslam bir tepkiden doğmuyor. O, hiçbir tezin antitezi veya tezle antitezin buluşmasının sentezi değildir. O sadece kendine ait, kendine mahsus doğruların sahibidir.
Ben Mahinur. Dünyada hep bir eksiklik olarak yaşadıkları için, hayatlarını çizgilere ve yollara kaptıran iki adamdan birinin kızı, diğerinin karısı oldum. İkisi de, kızılamayacak kadar küçük, bağışlanamayacak kadar büyüktüler.