“Bu kadar yakında olan bir erkek, kadının gözucuyla basit bir bakışıyla nasıl oluyor da böyle alabildiğine uzaklara çekiliyordu?”
“Tamamıyla doğal bir şey bu. Günahıyla bütün sınırları aşan senin gibi bir kadın, kurulu düzeni göz açıp kapayıncaya kadar tersine çevirebilir.”
“Kurulu düzen o kadar çökmüş vaziyette mi?”
Adam bu soruya cevap verecek enerjiyi kendinde bulamadı, fakat kalbinin titrediğini hissetti. Bu hareketten bütün hayatı boyunca korkmuştu sanki. Kadının onun
önünde diz çökmesinden, ayaklarını gözyaşlarıyla ıslatıp ondan af dilemesinden başka ne silebilirdi bu günahı. Kadının rezilliği arttıkça onun da gururu artıyordu.
Çünkü bir erkeğin gururunu, içini pişmanlıkla dolduracak günahı olmayan bir kadın kadar azaltacak hiçbir şey yoktur.
“Onların kayıtsız gözler olduğunu söylemeye çalışıyorum. Size bakmazdı onlar. Sizin yönünüze bakacak olsalar da, sizin çok ötenize, ufuktaki bir noktaya bakarlardı.”
“Başka bir erkeğe baktı mı hiç?”
Polis, kılıç gibi delici bir bakışla iki adamın yüzünü süzmek için döndü. Patronu ve kocası, ikisi birlikte cevap vermeden önce bakıştılar. “Hayır, başka erkeklere
asla bakmazdı. Belki ikimizde de, bize bakmalarını sağlamak için vurma arzusu uyandırdıkları içindi bu. Evet, onların küstah gözler olduklarını söyleyebilirdiniz; başka her şeye, ufuktaki son derece ufak bir beneğe dahi yakın ilgi gösterir, sana bana karşı kayıtsız kalırdı.”
“Dürüst olmamı ister misiniz?”
“Evet.”
“Haber gazetelere sızmaz mı?”
“Hayır, kesinlikle!”
“Tamam. Kadının buradan gitme ihtiyacı acil bir meseleydi.”
“Ne demek istiyorsunuz?”
“Kaybolan gururunu aramak için kaçtı. Onunki, iki bacak üstüne kalkan ve artık dört bacak üstünde emeklemek istemeyen bir hayvanın gururuydu. İşin doğrusu, o, ne mutfağın ne de yatağın kadınıydı. Hamamlarda kadınların söylediği ezgileri bellemezdi. Ayrıca, onu kabak dolması yaparken gören kocasının kalbinde uyanan aşkın farkına varmazdı. Dahası, işyerindeki patronu ya da Kral Hazretleri ona baktığında kirpikleri kırpışmazdı.”
Polisin parmakları daktilonun üzerinde donakaldı.
“Kral Hazretleri” ibaresini silip tek elle yazmaya devam etti, öbür eliyle de yüzünün terini kuruladı.
“Granit kadar sert ve buz dağından kopmuş gözleri olan bir kadın.”