Arada bir insanın kendini bir başkasının yerine koyması gerek. Ve belli bir sürenin geçmesi. Olayları değerlendirebilmek için. Nesnel olabilmek için. Tabii eğer nesnellik varsa.
Eğer büyüklere, "Güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı pencerelerinden
sardunyalar sarkıyor, damında ise kumrular var," derseniz, nasıl bir evden söz
etmekte olduğunuzu bir türlü anlayamazlar. Ne zaman ki onlara, "Yüz milyonluk
bir ev gördüm," dersiniz, işte o zaman size, "Oo, ne kadar güzel bir evmiş!"
derler gözlerini koca koca açıp.