En korkunç itiraf, bir işkence altında yapılan itiraf değildir, (çünkü işkence altındaki gerçek bir itiraf değildir) insanın kendi kendine, artık dayanamayıp yaptığı itiraftır.
Bir kez daha batıyor gemim. Daha önceki batışı anımsamıyorum. Kimin suçuydu ? Kötü hava koşulları mıydı ? Yolumuzu mu yitirmiştik ? Pusulamız mı bozuktu ? Dümenci mi uyumuştu yoksa dümenin başında ? Yoksa rotayı mı iyi çizemedik ? Ya doğru çizilmiş rotayı yanlış mı izledik ? Yoksa rotasız mı yol alıyorduk ? Yoksa haritada görünmeyen kayalara mı bindirdik ? Yoksa, teknemiz mi çürüktü ? Ne olursa olsun bir gün kendimizi burada bulduk. Burda da yaşayabileceğimizi anladık. ( Niçin çoğul ? Bırak yakamı okuyucu, çoğulum şuanda. Batık gemimin tüm tayfaları, o yüzleri, o adlarını anımsamadığım tayfalarda burda, ölen bebelerimle beraber uyku uyutmuyorlar bana.) Ve işte burda da, bir anda yada yavaş yavaş biriken, sonra patlak veren fırtınayla başladı batış. Hadi dışarı atalım kendimizi.