İnceleme yazmak için genellikle sevdiğim, beğendiğim, tavsiye edebileceğim kitapları tercih ederim. Ama bu defa öyle olmadı: bu kitabı bir türlü sevemedim. Gerçi okunma oranı ve puanına bakıldığında okuma zevkinin ne kadar değişken olabileceğini bir kere daha anladım. Günümüz yazarlarına her zaman biraz ön yargılı olmuşumdur Hatice Kübra Tongar da benim için o yazarlardan biriydi. Neredeyse tüm annelerin adını dilinden düşürmediğini biliyordum ancak kitaplarını okumamıştım. Belki de okumaya başlamak için yanlış kitap tercih etmişimdir. Çünkü kitapta birbirinden bağımsız çeşitli hikayeler bulunuyor. Yazar önceki kitaplarının aksine hikaye alanında kendini göstermeye çalışmış. Konularını günlük hayattan almış ama bunu yaparken dili de günlük dil olarak tercih etmiş ki beğenmeme sebebim temelde bu. Kitabın edebi yönünü çok zayıf buldum. Kelimeler, cümleler o kadar basit ki anlamsal bir derinlik hiç yok. Bazı yerlerde argo kelimeler de kullanmaya çalışmış ve hikayelerin içinde o kelimeler de çok sırıtmış. Kullanmış olmak için seçilmiş kalıp sözlerle doluydu kitap. Hatta kitabın bir yerinde “Google’a adam gibi adam yazsak Kamil Amca’nın fotoğrafı çıkardı.”Şeklinde bir cümle yazmış ki -artık bu kalıbı ilkokul öğrencileri bile kullanmıyor-okuyunca herkes kitap çıkarmasa keşke diye düşündüm. İçerik olarak da hiçbir hikaye beni cezbetmedi özellikle de çocuk istismarının anlatıldığı hikaye fazlaca rahatsız etti. Yazar hanım belki kendi alanında yazmaya devam etse daha iyi olurdu. Hikaye yazmak kolaydır gibi bir anlayışın sonucu olsa gerek bu kitap. Zira Sait Faik okuyan, Sabahattin Ali okuyan kişi bu kitaptaki hikayeleri onların eserleriyle yan yana dahi getiremez. Ön yargılarımı bir kez daha kıramayan bir eserdi. Bir daha bir kitabını okur muyum? Sanmam…