A.

A.
@aaydn
Where are the feasts we were promised?
İngiliz Dili ve Edb.
Manisa
47 okur puanı
Temmuz 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bea'ya gideceğimi söyledim. Bütün gece bunu düşünmüş ve kabullenmişti. Üzüm bağında duygusuzca öptü beni ve asma sıralarının arasında yürümeye başladı. Dönüp dönüp birbirimize baktık, çünkü bir düellodur aşk ve sonra, birbirimize son defa baktık. "New York'ta görüşürüz Bea," dedim. Bir ay içinde kardeşinin arabasıyla New York'a gelmesi gerekiyordu. Gel gör ki ikimiz de gelmeyeceğini biliyorduk işte. Otuz metre sonra dönüp ona baktım. Elinde benim kahvaltı tabağımla dosdoğru kulübeye yürüdü. Başımı eğip onu seyrettim. Böyleyken böyleydi işte, ben yollardaydım yine.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ardımda hiçbir şey yoktu, her şey önümdeydi, yoldayken hep olduğu gibi.
Kısa süre sonra alacakaranlık çöktü, üzümümsü bir alacakaranlık, mandalina bahçelerinin ve uzun kavun tarlalarının üzerine mor bir alacakaranlık çöktü; ezilmiş üzüm rengindeydi güneş, şarap kızılıyla dilimlenmişti, tarlalar sevginin ve İspanyol gizemlerinin rengindeydi. Başımı pencereden çıkarıp mis kokulu havayı ciğerlerime çektim. Hayatımın en güzel anlarıydı.
Zihnin yapısı bedenin yapısından çok daha az kesin sınırlara sahipti. Gittikçe gelişmekte olan hipnotizma bilgimiz, bize yeni telkinlerle, doğuştan gelen eski içgüdülerin yerine yenilerini koyma, kalıtımla gelen sabit fikirlerin yerine yenilerini aşılama ya da değiştirme olasılığını vermekteydi. Ahlak eğitimi dediğimiz şeyin büyük bir kısmı, diyordu Moreau, içgüdülerin böyle yapay bir şekilde değiştirilip, tersine döndürülmesinden ibarettir; eğitimle, kavgacı dürtülerimiz, cesurca kendini feda etme dürtüsüne ve bastırılmış cinsel dürtüler de dinsel bir heyecana dönüştürülürler.
Platon Şölen adlı eserinde, aşkın kökenine dair şöyle bir öykü anlatır: Eski çağlarda ne erkek ne de kadın, ama bunların değişik karışımları varmış. Bunlar iki yüzlü, dört kollu, dört bacaklı, dört ayaklı vb. imiş. Bu yaratıklar birbirlerine sırt sırta bağlıymışlar, bu nedenle hem ileri hem de geri gidebiliyorlarmış. Bazıları iki erkekten, bazıları iki kadından, üçüncü ve en büyük grup da yarısı erkek yarısı kadından oluşuyormuş. Bu dört ayaklı ilk insanlar, diyor Platon, öylesine iktidar düşkünüymüşler ki, onların bu iktidar açlığı Tanrıları tehdit ediyormuş. Bu nedenle Zeus, güçlerini zayıflatmak için onları ikiye ayırmış. Böylece kadın ve erkek ortaya çıkmış. Ama onlar tekrar birleşip, eski biçimlerine dönmeyi özlüyorlarmış. Platon böyle diyor, sonra da Barfuss tekrarlıyordu: Aşk iç içe geçme özlemidir. "Her insan, ilk insanın yalnızca yarısı," diye yazmıştı Barfuss. "Sevgililerin duygularının gücünü yalnızca aşkın zevkleriyle açıklayamayız. Aşk, kayıp yarının aranmasıdır ve onunla sonsuza kadar kaynaşma çabasıdır."