"Söğüt ve çınar! Birincisi zarafet ve insanlığı, ikincisi de kuvvet ve yiğitliği temsil ediyordu. Söğüt'te dikilen çınar başlangıçta pek gösterişsizdi, kimsenin dikkatini çekmedi. Gövdesi ufacıktı, dalları filiz gibiydi, yaprakları henüz tomurcuklanmıştı, görenler diğer çınarlardan farklı bir tarafının bulunmadığını sandılar. Fakat Ertuğrul Gazi ve arkadaşlarının nasıl bir çınar diktiklerinden haberi olduklarını biliyoruz. Söğüt'e dikilen genç çınar toprakla, havayla, suyla beslenmedi.İmânla, heyecanla, emekle ve kanla beslendi, öyle bir hızla büyüdü ki, yeryüzü hâlâ bir benzerini görmemiştir.
"Ama biz unuttuk. Kim olduğumuzu kimlerin mirasına konduğumuzu unuttuk. Fatih'in çelik irâdesine de, Akşemsettin'in dev imanına da şimdi rüyalarımızda bile yaklaşamıyoruz. Bugün, Fethin gerçek mânâsını anlamak için harcadığımız olanca gayrete rağmen, yine de gerektiği kadar anlayabileceğimize inanmıyorum. Hele Fatihlerin en gencine lâyık evlâdlar olabildiğimize, çok istiyorum ya, hiç inanamıyorum."
(Galip Erdem)