Güçlü yanlarımı bilmezsem, “zayıf” yanlarımı da düzeltemem. Çünkü büyük oranda “eksilerden” oluşuyorsak, yok oluruz! Kendimizi eksilerle o kadar özdeşleştiririz ki, başka bir şey göremez hale gelir ve sonunda başka bir şey de olamayız!
Empatiyi öncelikle yakın ilişkilerimizde ararız. Oysa burada, gerçekte egomuzu tatmin ederken tek bir şey isteriz. O da haklı olmaktır! Bütün bunları, sadece biraz daha fazla ilgiye ihtiyaç duyduğumuz için yaparız.
Sözlü olarak birbirinden ayrılmasak da, empati üç aşamada gerçekleşir: Empati, başka bir kişinin düşüncelerini ve duygularını öncelikle fark etmeyi ve ardından da anlamayı gerektirir. Bunlar ilk iki aşamadır. Peki sonra ne gelir? Bir sonraki aşama davranıştır, yani edindiğimiz bilgiyi nasıl kullandığımızdır;
-Yardım etmek için bir şey yapıyor muyuz? Davranışımız bencil mi, yani yardım ederek kendimizi daha iyi mi hissetmek istiyoruz, yoksa fedakarlık yaprak sadece diğer kişi lehine mi davranıyoruz?
-Yardım etmek için bir şey yapmıyor muyuz? Bir şey yapmamak da empati kurmanın bir şekli olabilir mi?
-Bu bilgi diğerini manipüle etmek ve ona zarar vermek için mi ediniyoruz?
İnsanları sadece “iyi” ve “kötü” olarak nitelendirir, davranışlarını ve fikirlerini “doğru” ve “yanlış” olarak yaftalarsak, çok büyük iletişim sorunlarıyla karşı karşıya kalırız.