Korku, hayatta kalmamıza yardımcı olan koşullara uyarlanabilecek bir öğrenme mekanizmasıdır. Öte yandan kaygı, uyarlanabilir değildir; sürekli düşünen ve plan yapan beynimiz yeterli veri elde edemediğinde kontrolünü kaybeder.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Kendi içinde herhangi bir konusu olmayan düşük nitelikli bir his. Erişebildiği her koşula ya da düşünceye tutunabiliyor. Sanki zihnin kaygı duyacak bir şeyler arıyormuş gibi bir hal. Daha evvelinde belirli konularda duyduğum basit endişeler olarak yaftaladığım bir duyguydu, çünkü yaşamda edindiğim tecrübelerden bağımsız düşünebilmem güç olduğundan bu hissin sadece bilindik yaşam koşulları ve yaşadığım değişimlerden kaynaklandığını sanmıştım.”
Dağınığız çünkü evren bir patlamayla ortaya çıktı ve yarattığı dağınıklık o andan beri boşlukta sürükleniyor. Bizler dağınık bir kozmostaki dağınık bir gezegende yaşayan dağınık memelileriz. Dağınıklığı reddetmek kendimizi reddetmek demek. Dağınıklığı görmekse, ona izin vermek, onu affetmek, Budist psikolog Tara Brach’ın “kökten kabullenme” dediği hale ulaşmak, kusur ve hata denilen şeyleri varoluşumuzun doğal birer parçası olarak benimsemek demek.