Uzun zamandır okumayı beklediğim bir romandı. Bazı kitaplar bitince bir boşluğa düşersiniz, bir anda yapayalnız kalmış gibi hissedersiniz ya işte şu an tam o noktadayım. Bir daha Settar, Zehra, Büyükhanım ile ilgili bir şeyler okuyamayacak olmanın bilincinde olmanın huzursuzluğu ve mutsuzluğu üzerime sirayet etmiş bulunduğundan bu kitabı tarafsız bir şekilde değerlendirebileceğime olan inancım yok. Yine de beceriksiz bir kaç cümle kurmadan bu romanı kapatmak istemiyorum.
•Zehra ve Settarhan vasıtasıyla yaşadıkları dönemin sosyo-kültürel olayları hakkında fikir edinebildiğim,
•İsmail sayesinde bir savaşın ne zorluklarla, ne fedakarlıklarla kazanıldığını öğrenirken, insan yaşamının ne kadar kıymetli olduğunu buna rağmen nasıl yok sayıldığını içimden bir şeyler koparcasına ve yaşananlara farklı bir pencereden bakabilmeyi öğrendiğim,
•Yaşadığı onca acıdan sonra sadece aldığı nefes için şükretmesi gerektiği sonucuna varan büyükhanımın düşüncesine hayranlıkla bakakaldığım ,
•Ve de madden değil hislerle, duygularla görülebilir olmanın kıymetiğni öğrendiğim, aramızda duygusal bir bağla sonsuza kadar bağlandığım bir kitap oldu benim için: Nar ağacı.
Okurken sizlere de bambaşka ufuklar açacağına eminim. Keyifli okumalar.
Elinize alınca bir kaç saat içerisinde tüketebileceginiz hoş bir kitap...Kitaptaki karakterlerden saflığı, sevgiyi, aşkı yoğun bir şekilde duyumsayacaksınız. Keyifli okumalar:)
Kitap bitince hayatımızın çeşitli alanlarında diliyle, diniyle rengiyle çeşitli halleriyle öldürdüğümüz nice bülbülün olduğu gerçeğiyle yüzleştim ve Aticcus'un dediği Bülbülü öldürmek günahtır sözü beni iç benliğimle yüzleşmeye iten eşsiz bir cümle oldu. Keşke herkes bu kitabı okuyabilse, bülbüller ölmese de hep ötüşleriyle hayatımıza renk katsalar... Renkler katabilsek yaşamlarımıza.
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,6bin okunma