1234

Eğer çocuk kendisini koruması gereken birinden bedensel veya ruhsal baskı görürse ve sığınabileceği kimse yoksa, muazzam bir korkuya, ölüm korkusuna kapılır, çünkü anne-babanın iktidarı, çocuğun ruhsal varlığının bağımsız algı ve tepki yetisini silebilir. … Yarılma, ruhun insan için tehlike haline gelen parçalarının tecrit edilmesi anlamındadır, böylece varlıklarını ancak yalıtılmış biçimde sürdürebilirler.
Sayfa 192
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eğer sevginin temeli tahrip edilmişse geleceği nasıl kurabiliriz? Çocuklarımızın en iyileri, çevreye verdikleri zararları görmek istemeyen yetişkinlere karşı öfke içindelerse, ama kendileri için sevgi talep etmiyorlarsa geleceği nasıl kurarız? Umudumuz annelerde. Bunun için kadınlara, yaşamda ve çocuklarında canlı olanı destekleyebilmeleri için erkeğin mülkiyeti olarak görülmeme olanağının tanınması gerekir.
Sayfa 186
Kendini gerçek anlamda tanıma kendine karşı sorumluluk duygusunu oluşturur. Bunun anlamı da kendilik nefretiyle yüzleşebilmek, kendi yaralarından kaçmamak, anne-babayı ve herhangi bir otoriteyi güçleri ve zayıflıklarıyla anlamak demektir. Çöküşlerin kısırdöngüsünden ancak böylelikle kurtulabiliriz, yoksa bir kilisenin yerine diğeri geçmeye devam edecektir. Düşman imgelerinin hayaletlerini yok edemeyiz ama, ancak arka planlarındaki korkular gerçek kaldığı sürece onlar da "gerçek" ve canlı kalabilir. İnsanlara işkence çektiren kendilik nefreti, ancak yaralarımızı kabul ettiğimizde azalabilir.
Sayfa 182
Psikopati ikna etmeye kalkışırsak ondan bir şey beklediğimizi anlar. Üzerimizde iktidar kurma sını sağlayan bir şeydir bu. Kendimize ancak kendimiz tarafından verilmesi mümkün olan onayı artık onda aramadığımızda, iktidarı da elinden almış oluruz.
Sayfa 182
kafa yormak "depresif korkak tavşan" olmakla eşanlamlı tutuluyor. Bu aslında bizi duygularımızdan kopartmak için yapılan bir manevra. Çünkü korkunun korkaklıkla bir ilgisi yoktur. Ama bu insanlar için korku, çocukluklarındaki acıya katlanamadıkları için bir iktidara boyun eğerek yaşadıkları kendi korkaklıklarının hatırlatılması anlamına geliyor. Ancak kendi kendimizle yüzleşip de "korkaklığın" insani bir tepki olduğunu anlarsak doğru yola girmiş oluruz ve kendi korkaklıklarıyla yüzleşemeyen esas güçsüzlerin kim olduklarını görürüz. O zaman bu "tanrılardan" ve onların bizi parçalanmış düşünme biçimine mahkûm etmek için gösterdikleri sürekli çabanın baskısından kurtuluruz.