1 9. yüzyılın ortasına kadar bebeklere kız-erkek ayırt etmeden beyaz giydirilirmiş. Pembe/ mavi ayrımı ise 1918'e kadar ortada yok. Ortaya çıktığında ise (buraya dikkat!) önce kızlara mavi, erkeklere pembe giydirilme si önerilmiş. 1 927'de Time dergisinde yayınlanan bir araştırma da önde gelen birçok mağazanın hala ala kızlara mavi erkeklere pembe önerdiği görülüyor. Günümüzde yaygın kabul gören
"kızlar pembe, erkekler mavi" alışkanlığı ise, ancak il. Dünya Sa- vaşı'nın bitiminden sonra, savaştaki büyük insan kaybına tepki olarak ortaya çıkan "bebek furyası" döneminde başlıyor.
Maryland Üniversitesi'nden Jo Paoletti, Pembe ve Mavi: Ame rika'da Kızlarla Oğlanları Birbirinden Ayırmak adlı kitabında işin sırrını açığa vuruyor: 1985'ten, yani çocuğun cinsiyetinin anne karnında anlaşılır olmasından sonra, yeni doğacak bebek için alış veriş yapma süresi uzadı. Bu da "Giysiyi ne kadar bireyselleştirir seniz, o kadar çok satarsınız," (Paoletti) anlayışıyla, bir pazarlama taktiği olarak "kızlar pembe, erkekler mavi" sloganını iyice yerleş tirdi. Yani kısacası, erkeklerle kadınlan birbirinden ayırmada kul landığımız bir efsane daha basit bir pazarlama hilesiymiş meğerse; tarihle, kültürle, biyolojiyle ya da psikolojiyle bir ilişkisi yokmuş.
Eğer, tüm yaşam dramanızın inançlarınızın sonucu olduğu nun farkındalığına sahip olursanız ve inançlarınızın gerçek ol madığını bilirseniz, o zaman yaşamınızı değiştirmeye başlayabi lirsiniz.
Toplumsal rüya içinde zaten ölü gibi yaşıyoruz. Ölümün ini- siyasyonundan geçen kişi harikulade bir armağan alır: Yeniden doğuş. Ölümden sonra yine canlı olmak, yine kendimiz olmak.
Bir savaşçı farkındalığa sahiptir. Bu çok önemlidir. Savaşta olduğumuzun farkında olduğumuz için zihnimizin disipline ih tiyaç duyduğunun da farkında olur.
Bir savaşçı kontrol etmeyi bilir. Başka bir insanı değil, ken di duygularını kontrol etmeyi bilir. Duygularımızı kontrol etme yi yitirdiğimizde duygularımızı bastırırız, duygularımızın yöne timi bizde olduğunda değil. Duyguların kontrolü, onları bastır mak anlamına gelmez.
Kurban duygularını bas tırır, çünkü duygularını göstermekten, söylemek istediğini söy lemekten korkar. Savaşçı duygularını denetler ve onları doğru zamanda ifade eder.