Fakat ilk adımı senin atmanı istiyordum ; tesirim altında olduğunu biliyordum ve bu yüzden aşkıma minnet duygularıyla karşılık vereceğinden,beni sevmek için kendini zorlayacağından korkuyordum. Zorbalıktır bu..nezaketsizliktir.
O gece ansızın bir şeyin farkına varmıştım.Bedenimizle ruhumuz arasında pek çok küçül pencere vardı , açık oldukları zaman buradan duygular geçiyordu, aralıksa pek bir şey geçemiyordu. Aşk yalnızca aşk hepsini birden ardına dek, birdenbire şiddetli bir fırtına gibi açabilirdi
Bir keresinde bir Brahms Dörtlüsü dinlerken aniden bağırmak istedim: ‘’Durun, durun, kalbini böyle ortaya koymasın, incinebilir. Bunlar insanın saklaması gereken şeyler.’’
Arkadaşım çocuğuna konuyu bir soruyla açmayı uygun bulmuş: ‘’ Oğlum neden ağzından nefes alıyorsun?’’ Çocuk da kendinden emin, babasını küçümser bir tavırla, ‘’Baba,’’ demiş, ‘’ başka türlü nefes alınmaz ki’’ Görüyorsun değil mi Çetin, üç buçuk yaşındaki çocuk bile kendi deneyiminden bir yasa çıkarıyor! Başka türlü nefes alınmaz. Başka türlü aşk olmaz. Yaptıklarımızı oluşmayan yasalar buluyoruz; sanırım aklımız böyle işliyor: Buyurgan iç huzurumuzun boynu bükük kölesi olarak.