Cinselliğe Dair Vazgeçmemiz Gereken 100 EfsaneBülent Somay

·
Okunma
·
Beğeni
·
258
Gösterim
Adı:
Cinselliğe Dair Vazgeçmemiz Gereken 100 Efsane
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056582479
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ağaçkakan Yayınları
Kadının kadın, erkeğin erkek olduğunu zannedenler vardır etrafınızda -siz değil yahu, belki böyle düşünen arkadaşlarınız vardır…

“Sevişmenin ve çiftleşmenin aynı şey olduğunu,

Seks için iki cinsin gerektiğini,

Erkeklerin kadınlardan daha çok seks düşkünü olduğunu,

Ama ön sevişmenin kadın icadı olduğunu,

Eşcinselliğin kalın barsak hastalıklarına yol açtığını,

Oysa kadının erkeğinin sert olmasını istediğini,

Tecavüzcüler kısırlaştırılırsa sorunun çözüleceğini…”

zannedip duran işte o arkadaşlarınıza hediye edebileceğiniz bir kılavuz kitap.

Onlara bizden selam söyleyin, bu kitabı okuduktan sonra tekrar konuşalım bu konuları…

Psiko-kültürel analiz alanındaki çalışmalarıyla tanıdığımız Bülent Somay’ın kaleminden, Cinselliğe Dair Vazgeçmemiz Gereken 100 Efsane, 100’ü de birbirinden efsane!
Bülent Somay ismiydi kitabı alıp bir an önce okuma isteği doğuran. Kültürel karşılaştırmalar / incelemeler alanında çalışan Somay, bu defa toplumumuzun (aslında pek çok toplumun) en netameli alanlarından birine atıyor elini: Cinsellik. Yalan yanlış, çarpık ve bazen sapık bilgilerle, önkabullerle, varsayımlarla yaşıyoruz cinselliği. Özellikle de ataerkil, erkek egemen toplumlarda (ki kimi ilkel Afrika kabileleri dışında dünyanın tamamı diyebiliriz) ailede, okulda, dini kurumlarda, sosyal çevrede hepimize farkında olsak da olmasak da bir 'erkeklik' ve 'kadınlık' algısı işleniyor. Biz de dünyaya - ve tabii cinselliğe - o çarpıtılmış algı üzerinden bakıyor, ona göre yaşıyoruz. Somay 100 kısa denemeden oluşan kitabında bu algıları doğrudan hedefine yerleştiriyor ve tecavüzden eşcinselliğe, annelik babalık rollerinden orgazm sorunsalına tüm konularda hepimizin errrrrrkekliğini bir güzel madara ediyor.
Ünlü Türkçü yazar Zeki Velidi Togan 1930'larda Stalin tarafından SSCB'den sürüldüğünde Viyana'ya (Berggase 19. numaraya) yerleşir. Tesadüf bu ya, burası da Freud'un yaşadığı apartmandır. Böylece Togan Freud'un üst katında yaşamaya başlar. Takunyalarıyla üstadın kafasını şişirdiği için aralarında (kapıcının aracı olduğu) bir diyalog başlar, derken bir gün buluşurlar. Freud'dan tek satır okumamış, ama "Ermeni bir öğrenciden onun teorisi hakkında bir şeyler duymuş" olan Togan, bu sohbette ona "ayar vermeye" kalkar. Teorilerinin "ilginç" olduğunu, ancak Şark için, hele Türkler için hiçbir geçerliliği olmadığını iddia eder.
Bu anlattıklarım Togan'ın anılarında aynen var. Üstelik Togan bu konuşmadan sonra aslında şair olan annesinin bir şiirini hatırlıyor ve o şiirdeki erotik alt-metni ilk kez fark ettiğini söylüyor.
Şimdi kendinizi Freud'un yerine koyun: Siz aşağıda analiz yapmaya çalışırken tahta takunyalarıyla tangır tungur tepenizde yürüyen adam, size "Biz Türklerde anne kutsaldır." diyerek, Oidipus Kompleksi açıklamanızın geçersiz olduğunu söylüyor. Diyelim siz de Türkiye'de buunmuş başka birinden, Türklerin en sevdikleri yemin biçiminin "Anam avradım olsun ki!" olduğunu duymuşsunuz. Gülmekten yerlere yuvarlanmaz mıydınız? Freud nazik adam tabii. Kibarca başını sallamakla yetinmiş.
Ama Fransızcada iki de "onlar" var: Elle (dişil) ve ils (eril). Diyeceksiniz ki kalabalık bir insan topluluğunun eril mi dişil mi olduğunu masıl anlayacağız? Fransızlar buna çok güzel bir çözüm bulmuşlar. Bir topluluğun tüm üyeleri kadınsa, o topluluk elle oluyor. Ama toplulukta tek bir erkek bile varsa (ve geri kalan diyelim yüze elli kişi kadınsa), o topluluk ils oluyor. Bir tek erkek, tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi, yanındaki herkesi erkekleştiriyor.
Aşağı yukarı dört bin yıl öncesine ait bir Mısır papirüsünde, timsah tezeğinin doğum kontrolü için nasıl kullanılacağı anlatılıyordu.
Cinsel ilişkiden haz alan ve bunu gösteren bir kadın mısınız? Yandınız. Çünkü kocanızın / partnerinizin hayal gücünü tetiklediniz bir kere. Adamcağız sizi başka erkeklerle de aynı hazzı (hatta daha fazlasını) alırken hayal etmeye başlayacak, bunu engellemek için elinden geleni ardına koymayacak. Bu engellemenin varacağı yeri de biliyoruz: Tüm diğer erkekleri devreden çıkarmak mümkün olmayacağına göre, en iyisi sizi öldürüp rahat etmek. Başka kültürlerde "kadın sünneti" diye bir şey icat edilmiş; kadının haz almaya yarayan bölgelerini kesip çıkarmak yani. Ama "medeni" toplumlarda buna iyi gözle bakmıyoruz artık. Öldürüp kurtuluyoruz.
Tekeşlilik, özel mülkiyetin sürekliliğinin güvencesi olarak ortaya çıktı. Ama hangi tekeşlilik? Erkeğin tek eşliliği bu denklemde herhangi bir yer işgal etmiyor. Ancak bir açıdan gerekli görülebilir: Kadınların tümünün zorunlu tekeşliliğe mahkum edildiği bir dünyada, erkeklerin tekeşliliği "zorunlu" kılınmayabilir belki ama kaçınılmaz bir yan üründür.
(...)
Bu yasaklar yürürlükteyken erkekler de tekeşli olurlar ister istemez. Tam da bu yüzden insan erkekleri o eşsiz dehalarını bir kere daha çalıştırmışlar ve müthiş bir buluşla, fahişelikle karşımıza çıkmışlardır. Kadınların küçük bir kısmını bir yana ayırırız ve onları her gün sayısız erkekle cinsel ilişkiye sokarız. Böylece hem "namuslu" kadınların (karılarımızın) iffetlerine halel gelmez, hem de biz tekeşlilik belasından kurtulmuş oluruz. Namus ve ahlakın bekçileri, fahişeliğin de mucitleridir. Biri olmadan öteki de olmaz.
Latincede sexus, bölmek, ikiye bölmek anlamına gelen secare'den türer. Bölüm, "seksiyon" anlamına gelen sectio da öyle.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cinselliğe Dair Vazgeçmemiz Gereken 100 Efsane
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056582479
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ağaçkakan Yayınları
Kadının kadın, erkeğin erkek olduğunu zannedenler vardır etrafınızda -siz değil yahu, belki böyle düşünen arkadaşlarınız vardır…

“Sevişmenin ve çiftleşmenin aynı şey olduğunu,

Seks için iki cinsin gerektiğini,

Erkeklerin kadınlardan daha çok seks düşkünü olduğunu,

Ama ön sevişmenin kadın icadı olduğunu,

Eşcinselliğin kalın barsak hastalıklarına yol açtığını,

Oysa kadının erkeğinin sert olmasını istediğini,

Tecavüzcüler kısırlaştırılırsa sorunun çözüleceğini…”

zannedip duran işte o arkadaşlarınıza hediye edebileceğiniz bir kılavuz kitap.

Onlara bizden selam söyleyin, bu kitabı okuduktan sonra tekrar konuşalım bu konuları…

Psiko-kültürel analiz alanındaki çalışmalarıyla tanıdığımız Bülent Somay’ın kaleminden, Cinselliğe Dair Vazgeçmemiz Gereken 100 Efsane, 100’ü de birbirinden efsane!

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Virginia_ Simone
  • Serkan Öztürk
  • Canettizm

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0