1234

Abraham Lincoln, yüreğinin sesiyle konuşan bir adamdı. 1863'te yaptığı Gettysburg konuşmasında, ne halkının iç savaşta çektiği korkunç acılardan kaçmaya çalıştı, ne de bunları küçümsedi. Dürüstlüğü, acıyı algılamasından doğan derin etkilenmişliğine ve sevgi temelinde hissettiği adalet ihtiyacına dayanıyordu.
Sayfa 152
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sağ ve sol aşırı görüşlülük arasında elbette muazzam bir fark vardır. Ama sol gruplar içinde iktidar mücadelesi söz konusu olduğunda, bu mücadeleyi kazananlar yine kalpten yoksun olanlardır. İster sağda ister solda olsun, iktidar mücadelesini kazananlar birbirlerine benzerler. Orta noktada duran bizler, bu gerçek anlamda delirmişlerin çocukluk fantezilerinin oyuncakları haline geliyoruz. Her iki kamp arasında, kendi yetersizlikleri karşısında duydukları nefretin boşaltılmasından ibaret mücadelelerle "tarih" yapılır. Ve yaşamı tekrar dengeye kavuşturmak isteyen "bizler" zamanımızı ve enerjimizi, oluşacak hasarı sınırlı tutmaya harcarız.
Çocuğum ile ben birbirimizden bağımsızlaşma yolundaydık. Aramızdaki bu tuhaf, gizemli bağ kopmak zorundaydı. O artık kendisi olmalıydı, benden ayrı ve ben onu insanlığa devretmeliydim. (...) Birdenbire yaşamın gerçeği ve bizi birbirimizden ayıracak olan her şey üzerime geldi ve onu sıkıca tuttum. Hâlâ tümüyle bana ait olmasını istiyordum (…..), çünkü aramızdaki bu bağın geçici olmadığını görüyordum. Her zaman için ben onun annesiydim, o da benim oğlum." Burada bir çocuğun içindeki gerçek kendiliği destekleyen unsurları görüyoruz: Anne ile çocuk arasındaki bütünlüğü sevecenlikle görme, ama aynı zamanda çocuğun içinde gelişen bu yeni yaşamın kendine özgülüğüne de saygı gösterme. Bu bir birlikte olma halidir, mülkiyet haline getirmeyen sevgidir. Kendini iyi hissetmek için başka insanları baskı altına alma ihtiyacı duymayan bir insanın oluşumunu ancak bunlar sağlar. Böyle bir anneçocuk ilişkisi, içinde barış umudunu barındırır. Mülkiyetçi olmayan sevgi, insanın incinebilirliğinden ve çaresizliğinden korkmasına gerek bırakmayan yegâne gücü yaratır. Ancak incinebilirliğimizi ve çaresizliğimizi ödünlemek yerine bunları yaşamın bir parçası olarak algılayabildiğimizde sevgi, yani barış oluşacaktır.

1234

, şu anda okuyor
%60 (111/185 syf.)
Emil Michel Cioran
7.5/10 · 14,5bin okunma