Puan vermedi·198 syf.··
2022 2. kitabı
Refik Halid Karay,önce “İstanbul’un İç Yüzü” olarak adlandırdığı bu romanda İstanbul’un içinde yaşayan bir azınlığın iç yüzünü anlatıyor. Bu nedenle de eserin adı 1939 yılında“İstanbul’un Bir Yüzü” olarak değiştirilmiş. Yani eser halkın tümünden bahsetmiyor. Savaş zenginleri, kara borsacılar, vurguncular,türediler, İttihat ve Terakki adamları gibi konuları ele alıyor.   Yazar, meşrutiyet öncesi ve sonrasında hem insanların hem de İstanbul’un değişimini çeşitli insan portreleri çizerek İsmet’in ağzından aktarmış. Kitabın anlatıcısı ve gözlemcisi olan İsmet, “bir harp zengini”ni yani Kaniyi tanıtarak başlıyor. Bir Harp Zengini   “Bu kim, diyordum,gözüm ısırıyor... Nihayet tanıdım;İdris Hoca’nın oğlu Kani, bizim Kani, benim Kani... Ne kadar değişmiş yarabbi! Vakarlı,gösterişli bir adam büyük ve mühim bir adam olmuş; o ürkek tavırlı kalem efendiliği üzerinden tamamen gitmiş...”   Kani sonradan görme bir harp zenginidir. İsmet yukarıdaki cümlelerinde Kani’nin sonradan görme olduğunu vurguluyor. Daha doğrusu değişimini. Kani’nin karısı Şayan’ın da hayatının değişimini görüyoruz. “Şayan şimdi elmaslar,inciler içinde yüzüyormuş, kocası “asıl sağlam para bunlar...” diyerek eline geçen elması eve taşıyor içi kasalı aynalı dolaba kutu kutu istif ediyormuş Vapurda kadınların konuştuğu bu diyolog bir nevi toplumun harp zenginleri hakkındaki yaklaşımlarını açıklıyor Şişli’deki evde Kani ve İsmet konuşurken geçen ifadeler de kadın-erkek ilişkilerinin özeti gibi. Eski Devirdekiler     Bu bölümde yine İsmet’in ağzından eski devir yani Abdülhamit zamanı anlatılmış. Aynı zamanda o devre duyulan özlem de ifade edilmiş. “Az sene içinde İstanbul ne kadar başkalaşmış, yaşayışımızla ne koca bir inkılap olmuştu. O, büsbütün, garip fakat -doğrusu- hoş bir alemdi. Türedilik içinde bir
Edebiyat
İstanbul'un Bir YüzüRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 2011302 okunma
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 12:40
Olayın Özeti Sinekli Bakkal, Abdulhamit devri İstanbul’unun kenar mahallelerinden birisidir. Bir geçitten çok bir toplantı yeri gibidir. Bu sokakta oturanlardan biri mahalle imamıdır. Onun kızı, Emine ise babasının istemesine rağmen Kız Tevfik denilen bir halk sanatçısı ile evlenir. Tevfik; orta oyunu, karagöz gibi şeylerle vakit geçirir. Ayrıca Emine ve Tevfik’le birlikte, sokaktaki İstanbul bakkaliyesini işletmektedir. Bir süre sonra Tevfik ile Emine tartışırlar ve ayrılırlar. Tevfik yaptığı şaklabanlıklar yüzünden sürülür. Ancak Emine hamiledir, Rabia isimli bir kızları dünyaya gelir. Emine’nin Babası Rabia’nın dedesi olan imam ise Rabia’yı biraz büyüyünce hafız yapar. Mahallenin bir de kibar konağı vardır: Selim Paşa Konağı. Bu konak çok güzeldir. Selim Paşanın Hanımı dünyanın tadına varmış, yaşlandıkça ölüm korkularına kapılmıştır. Ve teselliyi nerede bulacağını şaşırmış bir kadındır. Selim Paşa ise Padişahın dostlarından ve Zaptiye Nazırı idi. Oğlu Hilmi ise babasının aksine Jön Türklerle ilgisi olan bir ihtilalcidir. Büyüklük peşinde bir hayal adamı. Konağa giren çıkan pek çoktur. Peregrini adında ki bir İtalyan piyanist Vehbi Dede adında bir Mevlevî bunların başında gelir. Rabia mevlit ve kuran okumaktaki şöhreti ile Selim Paşa konağında durmaya başlar. Peregrini’yi orada tanır. Vehbi dededen musiki dersleri, alır. Rabia biraz büyüdüğünde Hiç görmediği babası Tevfik sürgünden dönmüştür. Rabia annesi ile babası arasında tercih yapmak zorunda kalmış ve Babası Tevfik’i seçmiştir. Bunun üzerine Emine Rabia’ya çok kızmış her namazdan sonra beddua etmeye başlamıştır. Rabia Babasına bakkalda ve karagöz oyunlarında yardım etmekte Mahallenin cücesi olan Rakım Amcası ile beraber hep beraber güzel vakit geçirmektedir. Fakat Tevfik’in kadın kılığına girip Selim Paşanın
1000Kitap
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Ahmet Halit Kitabevi · 194922,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·912 syf.··
Beğendi
·
2017 150. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2017 00:00
Ahmet Cevdet Paşa'nın yazdığı kitabı yayınlarken Ahmet Cevdet Paşa'nın kim olduğu bilgisini de -derin bir şekilde- veren bu kaynak kitabının başlangıcıyda oldukça güzeldi. Ahmet Cevdet kendi deyimiyle 27 Mart 1823'te dünyaya gelmiş, ismi Ahmet olup Cevdet mahlasını İstanbul'da eğitim görürken Şair Süleyman Fehim Efendi'den almıştır. Devrin en önemli ilim adamlarından eğitim almıştır. Ekim 1853'te Osmanlı Tarihi'ni (1774-1826) yazması için görevlendirildi. Kendisine bunları yaparken "mûsıle-i Süleymâniyye" derecesi verildi. Aynı dönemde bir de zamanının siyasi olaylarını anlatan 'Tezâkir-i Cevdet' adlı eserini kaleme aldı. İlmiye sınıfından kimseye verilmeyen 'Nişân-ı Osmânî' ünvanı verildi. Eğitim alanında da geri durmamış her anı dolu dolu geçen ömründe yeni eğitim kuralları, öğrenciler ve okulların da açılmasına katkıda bulunmuş, okullar için kitaplar yazmış ve Kısas-ı Enbiya eserini de gene bu dönemde yazmıştır. Eğitim konusuyla beraber en sevdiğim yönlerinden birisi de "Dil e" verdiği önemdir. Kendisi bu konuda çok sade ve anlaşılır bir dil kullanmakla beraber Türkçemizin iyi bir dil olmadığını söyleyenlerede cevap niteliğinde "Takvîmu'l-edvar" risalesini yazmıştır. Devlet adamlığı, tarihçilik, hukuk ve eğitimcilik gibi alanlarda oldukça uzmanlaşarak hepsinde de en iyilerin arasında olan Cevdet Paşa, kısa bir hastalık dönemi sonrası 26 Mayıs 1895'te vefat etmiştir. Mekanı cennet olsun. ---Birinci Kısım--- Kitap daha başlangıcından itibaren az önce de bahsettiğimiz üzere sade dil üzerinden devam ediyor. Üstelik başlangıç olarak da 'Padişah bana görevi verdi, hemen ordan yazayım, hah tamam' anlayışı yerine öncelikle başlayacağı konu üzerine bir yazı, Tarih ve önemi gibi meseleler sonrasında Osmanlı'ya kadar gelmiş devletlerin genel itibariyle şekil yapılarından
Din
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (2 Cilt)Ahmed Cevdet Paşa · İlgi Kültür Yayınları · 201178 okunma