Şuur kavramı, içimizde olup biten ve benzerlerimizde açıkça görünen bazı faaliyetlerin bizim tarafımızdan yapılan analizine tekabül eder. Bu faaliyetleri entelektüel, moral, estetik, dini ve sosyal olarak ayırmak uygun düşmektedir. Kısacası beden ve ruh, ayrı ayrı metotların yardımıyla aynı objenin görüntüleridir.
Kuşkusuz ki, düşünce nefiste derinleştiği zaman ahlak için bir kaynak teşkil eder. Ahlak dediğimiz şey, nefsteki sabit köklü ve derinleşmiş fikirlerden kaynaklanan davranışlardan başka birşey değildir.
Oysa düşünmek kurtuluş gemisidir ve nedense düşünceyle aramızda bizi ürküten korkunç şeyler var. Nasıl böyle olmasın ki ! Biz düşünmeyi dinsizliğin köprüsü olarak değerlendirmişiz.
Evet, ilmektir boynumdaki ama ben kimsenin kölesi değilim,
tarantula yazdılar diye göğsümdeki yaftaya
tarantulaymış benim adım diyecek değilim,
tam düşecekken tutunduğum tuğlayı
kendime Rabb bellemeyeceğim,
razı değilim beni tanımayan tarihe,
beni sinesine sarmayan
tabiattan rıza dilenmeyeceğim.
İsmet ÖZEL
Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.
Ömer Hayyam