Sessiz

Az önce Türkçe adıyla "Süreyya'yı Taşlamak" diye gerçekte yaşanmış bir film izledim.SORAYA MANUTCHEHRİ isimli bir kadının İran'da taşlanarak öldürülmesini anlatıyor.İran asıllı Fransız yazar Feridun Sahebjam'ın 'The Stoning of Soraya M.' adlı eserinden uyarlanmış.İran hükümetinin tüm yasaklama çabalarına rağmen ülkemizde vizyona girmiş.Merak ettim bunları okuyunca ve izlemek istedim.Hiç dini bilmeyen insanın 'İslamofobi' olacağı,dini bilen insanların ise 'Yüce islam dini asla bu değil' diyeceği;insanı hüngür hüngür ağlatan bir eser.Vakti olan bir gözatsın derim.Kitabını da en kısa zamanda okuyacağım nasip olursa.
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ülke çapında kaliteli evlilikler yapılmadığı için kaliteli evlatlar da yetişmiyor.Bu da doğal olarak kalitesiz bir düzene yol açıyor.Bunu kendimize itiraf edemiyoruz sadece.Üzücü.
Ah Muhsin Ünlü'nün Sen Beni Öpersen Belki Fransız Olurum şiirinde bir cümle vardı,fazlasıyla hüzün ve mânâ yüklü bulduğum için burda da paylaşmak istedim.Şöyle seslenmiş üstad: ... "ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek." ... Tabi aynı şiirinde benim en favori sözlerimden birisini de söylemiş: ... "hayat bir yanıyla güzeldir canım,sen de güzelsin." ...
8/10
·196 syf.·
2018 17. kitabı
Son ada, son sığınak, son insani köşe... Kitabı elime alınca bir sinema filmini takip ettiğimi düşündüm.Betimlemeler o kadar güzel ifade edilmiş ki.Ve kitabı bitirince hayvan çiftliğinin gelişmiş halini buldum.Kitabın içeriğine gelince,ada da yaşayan 40 hane ve 40 hanenin ütopik hayatını distopik hale getiren bir başkan.Kitabı okuyunca tek bir ülke ya da kişiyi temsil etmediğini göreceksiniz.Kitabın tek bir kazananı var,o da haklı mücadelesinden vazgeçmeyen martılar... Herkes elinden geldiği kadarını,içinden geldiği kadarını yaparak adada mutlu ve mesut bir şekilde hayatlarını devam ettiriyorlardı.Ta ki başkan gelip ada düzenini değiştirene kadar.Kimsenin kimseye husumeti olmadan sürüp gitti yıllarca yaşayışları. Başkan masumane halka öyle demokratik yaklaşmıştı ki kimse isteklerini reddetmemişti.Küçücük adayı kendi ihtirası uğruna küçük bir ülke rejimine çevirmişti.İnsanların - ki bu insanlar yıllardır adada yönetime gereksinim duymadan yaşamış - sonradan gelen yönetimin boyunduruğuna kolayca alışması,kanıksaması,inanması ve sorgulamayı bırakması da kokay olmamıştı ama yine de kimse özgürce fikrini ifade edemiyordu. "Kelimeleri güzelleştirerek ya da şiddetlendirerek,güzel tasvirlerle insan hallerini anlatmaya kalkma.Sen eylemi anlat,gerisini okur kafasında tamamlasın." diyordu kitaptaki baş kahramanın yakın arkadaşı.Ve Livaneli'nin bu kitabında ben bu cümleyi ince ince yaşadım. Okumanız gereken ödülü hak etmiş bir kitap.
Edebiyat
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,2bin okunma
"Senin gökyüzünde benim yerim yoktu Milena." demişti onlarca yıl önce Franz KAFKA.Sonra Göksel onu şarkı yapıp alkışları topladı.Hayat böyle aslında bir bakıma.Bazılarımızın iliklerini kemiren acıları,bazılarımıza umut oluyor.Teşekkürler Yalancı Dünya,teşekkürler Yalancı Acılar,teşekkürler umudunu kaybetmeyen herkes.