"Büyükkanne ve büyükbabalarımız gençken , kütüphanelerinin buluttaki sıfır ve birlere buharlaşacağını kan dolaşımlarına yeni genler enjekte edilerek tedavi olabileceklerini ya da dünyanın hangi köşesinde olurlarsa olsunlar,ceplerinde uzay uydularından gelen sinyaller aracılığıyla vızıldayan küçük dikdörtgenlerle dolaşacaklarını düşünmemişlerdi.. Tıpkı onlar gibi bizim de çocuklarımızın yıllar sonra kendi sürücüsüz arabalarına sahip olabileceklerini kurgulamamız kolay değil : Altı yaşındaki çocuğunuz okula kendi kendine gidiyor. Onu arabaya yerleştirip el sallıyorsunuz, o kadar.Bu arada, acil durumda kendi sürücüsüz arabanız da bir ambulansa dönüşebiliyor.Kalbiniz düzensiz atmaya başlarsa arabadaki yerleşik biyolojik izleme aygıtı algılayıp sizi hastaneye yönlendirebiliyor. Ayrıca arabadaki tek kişi de olmayabilirsiniz. Sürücüz bir araba sizi bir yerden alabilir ve siz bir sonraki hedefinize yol alırken kendinize bir manikür-pedikür ya da diş randevusu alabilirsiniz.
Ve işyerleri de tümüyle mobil olabilir.Bir araba, sürücüsüz olarak tam anlamıyla işlev gördükten sonra ,ne öne bakan koltuklara ne de direksiyona gerek olacaktır. Pekala koltuğu, kanepesi olan bir oturma odasına da benzeyebilir,bir jakuziye de.
Ancak bizler, dünyamızın çok az değiştiğini varsaydığımızdan boru hattından neyin düşeceğini öngörmemiz genellikle zordur "