Bir efsaneye göre çay edebiyatının görüldüğü ilk metin, bir hobbitin çukur evinde bulunmuş. Çayın kaynarken çıkardığı fokurdama seslerinde romantik bir anlam arayışına çıkılması ve çaya kavuşmanın dağlardan ve elf diyarlarından geçme serüvenlerine değecek bir uğraş haline gelmesi de ilk olarak bir hobbit çukurunda filizlenen düşüncelermiş. Sonra bu hikayeye Took soyu ufak dokunuşlar yapmış ve hikaye; yaşlı bir büyücü tarafından çayından mahrum bırakılmak suretiyle yolculuğa çıkarılan bir hobbitin çayın evrensel sıcaklığını uzak yollara ve farklı ırkların taştan şatolarına taşımasına, hatta ve hatta daha çok çay içebilmek için bir ejderhanın koruduğu hazineye göz dikmesine dek evrilmiş, Tolkien'ın kalemine konu olmuş. Çayın bu dünyayı dolaşan hikayesine eşlik etmesi için mağaralarda yaşayan, işi gücü şarkı söylemek olan ve fantastik soyunu ilelebet besleyecek olan ırklar yaratılmış. Neyse ne, Hobbit böyle doğmuş olmalı zannedersem.
Hobbit'i okurken, kendimi ateşin başında Tolkien'ın hikayeyi anlattığı çocuklarından biriymişim gibi hissettim gerçekten. Hiçbir zamana ait olmayan, çimenlere şarkılar söylenen, maceraların ve savaşların dehşetengiz şeyler olmadığı, yalnızca ateş başı hikayelerini besleyen soylu meşgaleler olduğu bu tarz öyküleri çok seviyorum. Öyle ki okurken dedim ki keşke küçücük bir çocuk olsam ve ejderha ha uyandı, ha uyanacak diye endişelenerek benimle aynı endişeleri paylaşan dinleyici ortağıma sarılabilsem. Yani diyeceğim o ki, Hobbit hikaye anlatıcılığının çok samimi bir örneği gerçekten ve Bilbo, sen ne kadar tatlı bir mahluksun! Sırf daha az yük bindirdiği midillisi onu çayına daha hızlı ulaştırsın diye uğruna ejderha inine girdiği hazineden vazgeçen Bilbo, dünyanın hikayecilik tarihinde olmasaydı çay romantizmi bugünün öykülerinde böylesine
HobbitJ. R. R. Tolkien · İthaki · 202317,2bin okunma
Kitap konu ana çift hepsi gayet tatlış fakat bu yazarların gerzekçe saçma yaş farkı olayı canımı sıkıyor . Yani bir noktaya kadar kabul ediyorum ama sonra biyolojik gerçekler aklıma geliyor tadım kaçıyor .
Callie 23 yaşında sevimlicik bir hemşire kızımız kötü bir evde oturuyor çok sevdiği mesleğini yapıyor ve okul borçlarını ödüyor . Vurulan bir adamı pansuman için girdiği odada Reid ve adamları ile karşılaşıyor . Reid 49 yaşında evet işte bu yaş farkı çok boktan oldu benim için . Adam mafya Boss tam anlayamadığımız şekilde son on senedir falan kimse ile birlikte değil dokunmaktan ve dokunulmaktan pek hoşlanmıyor . Fakat kızın dokunuşu halleri adamın çok hoşuna gidiyor . Kıza gel bana bak diye çok yüksek maaşlı iş teklif ediyor kız kabul etmiyor . Buda gidip kızın oturduğu evi hatta tüm binayı satın alıp oraya yerleşiyor . Kızın hep dibinde ayrıca manyak gibi güzel tadilatlarla bina ev şahaneleşiyor . Bakın konu hoştu dil iyi dram yok saçma trip vs yok nefis . Yani bu kadının yaşını 30-35 'lerde yap bari dimi :P
Çok güzeldi... Uzun zaman sonra okuduğum en kendine özgü Hayaletli ev kitabıydı kesinlikle. Mike Flanagan umarım bunu dizi falan yapar. Frederika, Elias ve Elias'ın annesine bayıldım, üçü de mükemmel hayaletlerdi. Kadın karakterimizin vurdumduymazlığına, karakterlerin süreklı ona buna küfür etmesine ısınmak çok zor ama kitap bir yerden sonra öyle bir akıyor ki neler oluyor, neler bitiyor hoop içindesiniz. Katherine karakteri inanılmaz gıcıktı bence, anne-kız ilişkisine daha derin girilebilirdi. Kitapta bir ters köşe var ama bence yetersizdi, benim için tahmin edilebilirdi ama yine de neler olduğunu öğrenmek çok şaşırttı. Finaldeki boss fight daha derinden, daha gerçekçi olabilirdi, eksik kalmış gibi hissettim.
Benim için diğer en büyük eksiği de her şeyi başlatan Vale ailesini daha fazla göremememizdi bence. Hikayeyi bir de onların ağzından dinlemeliydik diye düşünüyorum. "Kulağına fısıldadı, onlar da cinayet işlemeye meyilli oldular," yeterince iyi bir açıklama sunmuyor gibi. Finalin çok hızlı geçiştirilmesi dışında adında da olduğu gibi tam Eylül ayına yakışacak derecede kasvetli, spooky bir Halloween kitabı.
Eylül EviCarissa Orlando · Olimpos Yayınları · 2024339 okunma
Aşağılık kompleksi final boss. Benzer duyguları yaşadığım için ben senci olmaya çalıştım yeraltı adamı ama yok yani katlanamadım yaptığın aptallıklara ve içten büyüttüğün gereksiz nefretlere.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
Karakterlerin en derin dusuncelerine kadar ve onlarin o zaman ki topluma kattigi degerlerine kadar oyle anlatmis ki Dostoyevsky, anlatamam.
Agir dilini gecince, ortaya cok ustune dusunulmus karakterlerin gelismelerini okuyorsun. Alyosa, Dmitri, Ivan ve Smerdyakovun nasil bir karakter olarak gelistiklerine dair derinlerine inilmis bir kitaptir bu. Insanin hayati ve dini sorgulamasini cok iyi bir sekilde abartmis Dostoyevski.
Gece gece yaziyorum, o yuzden tamamen yazamam dusuncelerimi. Sadece bil ki, kitap gunumuze kadar yine anlasilir dusunceler barindiriyor. Yani zamanina gore cok ileri, insanlarin zaman aralaginda olusan (mesela 1880-2026 arasindaki) anlasilmazligi kirmis bir kitaptir.
Dostoyevskinin felsefesini seviyorsan ve uzun uzun din ve hayat felsefesini konusan karakterlerini okumak istiyorsan, oneririm.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Favori mangalarımdan olmasına rağmen Finali gerçekten tatmin etmedi çok aceleye getirilmiş ama genel olarak muhteşem bir manga Reiji ve Nagi'nin ilişkisinden ziyade Yuko ve Esemori'nin hikayesi çok daha güzeldi. Manga'da en çok Esemori'ye üzülmüşümdür...