Enver Paşa yeni bir hülya peşindeydi; ne Almanya'nın ne de başka herhangi bir ulusun başarabileceği şeyi yapmak: İngiliz donanmasının yenilmezlik efsanesini yıkan insan olarak tarihe geçmek.
'Köylü memleketin efendisi durumuna gelmedikçe, Türkiye'de gerçek bir ilerlemeden söz edilemez.' Kafasında, ilerideki Kemalist slogan böyle filizlenmişti: "Köylü milletin efendisidir."
Makedonya elden gitmişti. Mustafa Kemal'in annesiyle kız kardeşi de evlerini bırakmışlar, Selanik'ten ayrılarak, düşmandan kaçan Müslüman göçmenlerle yaralı askerlerden oluşan sele katılmışlardı. Bu insanlardan binlercesine İstanbul'a varmak nasip olmayacaktı. Eski sultan Abdülhamit, hemen bir Alman savaş gemisine konularak, maiyeti ve on üç karısı ile birlikte Boğaziçi'nin Anadolu Yakasındaki Beylerbeyi Sarayı'na getirilmişti. Burada şehri görüp üzülmesin diye, arkada bir odaya yerleşti ve altı yıl sonra orada öldü.