Mustafa Kemal, milletinin gerçek düşmanının sadece yabancılar olmadığını anlıyordu. Gerçek düşman kendi aralarındaydı: Onları, başka milletlerin yürüdüğü ışıklı yoldan alıkoyan, gelişmeleri önleyen, baskı altında tutan softalık ve yobazlık, Mustafa Kemal'in görüşüne göre Osmanlı İmparatorluğu, Müslüman olmayanların cennetin bütün nimetlerinden yararlandıkları, Müslümanların ise cehennem azabı çekmeye zorlandıkları bir yerdi.
Osmanlı İmparatorluğunda hükümeti devirmek amacı güden ilk gizli cemiyet, Askeri Tıbbiye-i Şahane öğrencileri tarafından, Fransız İhtilalinin yüzüncü yıl dönümünde, 1889'da kurulmuştu. 1896'da - Mustafa Kemal'in henüz Manastır'da öğrenci olduğu sırada- bu ihtilalciler, bir hükümet darbesi yapmaya kalkıştılarsa da, başarıya ulaşamadılar. Elebaşlarının hepsi tutuklanıp yargılandı ve İmparatorluğun uzak köşelerine sürgüne gönderildi. Abdülhamid böylece, Türkiye'deki kaçınılmaz ihtilal hareketini daha on küsur yıl için erteleyebilmişti.
Mustafa'nin doğduğu sıralarda, bir zamanlar Batı nasıl Doğu'nun önünde dize gelmişse, Doğu'da Batı'nın önünde dize geliyor ve Osmanlı İmparatorluğu gerileyiş ve çöküşe doğru hızla kayıyordu